logo

reklam

14 Şubat ve Reklâm İlişkisi


facebook
Aysun Doğan TERZİ
seda@hotmail.com

Yaşamsal döngümüzün temeline, sevgiyi, hoşgörüyü ve tahammülü yerleştirdiğimiz zamanlar artık çok uzağımızda kaldı maalesef.
Şimdi bu yapının temelini daha fazla alışverişler , doyumsuz alışverişler alır oldu.Daha fazla alışverişin zihince bir açıklaması vardı elbet “Al onu çünkü sen önemlisin, al çünkü sen biriciksin, eğer onu almazsan önemli insan olmazsın” piskoloji bilimi de reklâm ve tüketim sektöründen yanaydı. En önemli verilerini bu uğurda paspas ettiler. Reklâmlarda kullanılan dil, kurgulanan kısa ve etkili filmlerin uyarı amaçlı olması psikoloji bilimiyle alakalı.İnsanların büyük bir kısmı izledikleri reklamlardan yola çıkarak değersizlik yanılgısına kapılıp, ihtiyaç duymamalarına rağmen gördükleri ürünü alarak, değerli bir insan olduğuna inanır oldu. Yaşadığımız dünya, gün geçtikçe daha fazla alışveriş yapmak için tetikliyor, elbetteki bu itkiyle baş etmek güç.Her yer reklam alanı. Gazetelerin çoğu haber içeriğinden yoksun, reklam gazetesine dönüştü. Telefonlar, bilgisayarlar aniden açılan reklam pencereleriyle dolup taşıyor. Reklamlar hayatımızın her alanında bizlere ürün satın almaya zorlarken iyi bir yaşam standartı da vaat ediyor.Sanayileşmiş kişisel gelişim kitaplarının bazılarında davranışsal kalıpları değiştirmenin ve daha güçlü olmanın iyi giyinmekle yattığını söylüyor. Her ne kadar kabul etmekte zorlansakda reklamların içerisinde yer alan bilinçaltı mesajları algılarımızı yönlendiriyor. Bazen bizleri direkt olarak etkilemese de, yakın çevremizin etkisiyle ‘baskın reklamlar’ yine bizleri yönlendirmeyi başarıyor.
Bu noktada Fransız düşünür Jean Baudrillard ” Toplumun ‘yaşam düzeyi’ denilen temel kurala boyun eğdiğini belirtir. Ayrıca yaşam düzeyi kavramının kişinin içinde yaşadığı toplumsal çevre ve ekonomik düzey tarafından dayatıldığını ifade eder. Baudrillard reklamın misyonunu ‘yaşam düzeyi dayatmasını topluma kabul ettirmek ve çiğnenmesi halinde adeta suç teşkil edeceğine insanları ikna etmek’ olarak değerlendirir.

14 Şubat ve Reklâm İlişkisi

Evrensel bir ritüel haline gelen özel günleri anmak artık ne yazık ki kimine göre bir anlam taşımıyor.Kadınlar günü, öğretmenler günü, sevgililer günü, yılbaşı,  anneler günü, babalar günü.Bu özel günler, özel olmaktan çıkıp tüketim sektörünün pazarı haline geldi. Damen ve Mortelmans’ın dediği gibi, “özel günlerin ticari yönleri gittikçe ağır basmakta, özellikle kapitalist toplumlarda bu durum bir şikayet sebebi haline gelmektedir”. Bu önemli günler tüketim kültürü ve reklam sektörü için büyük fırsat, dev balık. Özel gün tüketimini için reklam zırvaları anneler gününe , sevgilier gününe yönelik reklamlar, hepsinin temelinde yatan toplumun cebindeki
üç kuruşu alma çabası.

Hemcimslerim bana kızmasın ama 14 Şubat’ın
geçmişte neye hizmet ettiğinden, kökeninden biraz bahsetmek isterim.14 Şubat tüm dünyada aşk ve romantizmle ilişkilendir ki , çiçekler, çikolatalar, hediyeler hepsi romantizm şöyle dursun, ticarî çıkarını gözeten piyasanın işi. Bir nevi ilizyon.

Nedir bu 14 Şubat ?

Sevgililer gününün tarihte doğuşu şöyle gerçekleşir; Sevgililer günü ( Valentina’s Day) adını, Roma döneminde Luepercalia festivalinden alır. Şubat ayının yarısını, baharın başlangıcı kabul eden Romalılar bu festivali doğurganlık tanrısının gelişi sebebiyle gerçekleştirirler.Festival kutlamalarının gereği olarak romalı erkekler, basit bir kura düzeneği ile kutunun içine atılmış kızların ismini çekiyor, kâğıdı çeken, eşleştiği kızla bir araya gelerek sevgili oluyor, evleniyordu. İleri yüzyıllarda kilise kutlamalarına bir son vermek istedi. Ancak bu kabul edilmedi. Şenlikler Aziz Valentine adıyla boyut değiştirerek devam etti.

Azîz Valentina ?

Bilinen kaynaklara göre, ilk legal Aziz Valentine günü Papa Gelasius tarafından 496 yılında 14 Şubat’ta ilan edildi. Bu isim o dönemdeki şehitlerinden alınmıştı. Valentine de şehit papazdı.Hikâyesinden kısaca bahsedersek; İmparator İkinci Claudius’la da ilgili.Claudius ordusunun içinde evli erkeklerin kötü askerler olduğunu düşünerek evlenmeyi yasaklar.Aziz Valentine, bu yasağa gizli bir şekilde karşı çıkar ve insanları illegal bir şekilde evlendirmeye devam eder. Çünkü Azîz Valentine’ye göre ” Tanrı’nin insan için tasarladıği şeylerden biri ve ayrıca dünyanın amacı olduğuna inancı ” imparator Claudius bunu öğrendiğinde Valentine’ı ölüme mahkum eder.Durumuna itiraz etmeyen Valentine gardiyanın kızına aşık olup 14 Şubat’ta idama götürülüceği gün “Senin Valentine’ın” imzalı bir aşk mektubu yazıp, gönderir. Azîz Valentine ölümünden sonra şehit kabul edilir. O günden bu güne 14 Şubat geleneği değişsede, gün ve aşk sözcükleri yazan kart gönderme geleneği değişmedi.Özetleyecek olursak; eski bir kilise geleneği. Modern pazarlama taktikleri, reklamlar sayesinde günümüze kadar süregeldi.

Elbetteki en özel günlerimiz, bir gün ile sınırlardılaramaz.Modern maskesine bürünmüş, bu lüzumsuz dayatmaya karşı iseniz, 14 Şubat ‘ta sevdiceğinize bir çay demleyin efendim.. !

Mutlu haftalar.

Share

Yeni Yorumlar Kapalı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Huzur veren gazete

    16 Ağustos 2019 Köşe Yazıları

    Amasya'nın Sesi Yorum Gazetesi asla milletimizin değerlerine ters düşecek bir yayıncılık anlayışını benimsemediği için, okuyucu nezdinde güven tesis etti. “Huzur Veren Gazete” okuyucularımızın bize verdiği payedir. Vatanseverlik bizim temel şiarımızdır. Bu noktada mihenk taşımız, okuyucunun bize dair kanaatidir. 16 Ağustos 1986, pek mütevazı ekonomik imkânlarla yayın hayatına başlayan Amasya'nın Sesi Yorum Gazetesi, Yerel gazetecilikteki zorlu rekabet şartlarına rağmen 34 yıl boyunca istikrarlı ve kaliteli bir yayıncılık anlaışı ile Am...
  • Sonbarlı Yaz “Aysun Doğan Terzi” Yazdı

    23 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Serin geçen Temmuz mu. Akıllara zarar. Hiç görmedik efendim böylesini. Aktüelite, siyâset, şimdi kimin umrumda. Bu serinlik bu ayda en mühim konu.Takvim 22 Temmuz’u gösterirken dışarıdaki hava tam tersini söylüyor. Mevsimlik montlar kurtuldu sayılır bir yerde, naftalin kokan dolaplardan.Bu serinlik hayırlara olsun da, seksenlerinde babam bu yaşına kadar böyle bir temmuz ayı hiç görmediğini söylüyor.Yaz gecelerinin olmazsa olmazı serin karpuzlar, buz gibi limonatalar buzdolaplarında öylesine bekliyor.Çekirgeler, tarla kuşları da ortalıkta yo...
  • Biraz omurgalı olun heri!..

    23 Temmuz 2019 Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Gazetecilik… Bir elinde şerefim dediği kalemi, bir elinde umut meşalesini taşıyanların oluşturduğu günümüzün en zor mesleklerinden… Ötekileştirilen, kendinden olmayanı dışlama yordamıyla değersizleştirilenlerin listesinde belki de artık en başta yer alıyor bu meslek. İki gün sonra 24 Temmuz Gazeteciler Günü ve Basın Bayramını kutlayacağız. 24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrene...
  • UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ

    18 Temmuz 2019 Köşe Yazıları

    15 Temmuz direnişimizin ve zaferimizin 3. Yıldönümü’nü kutladık. 15 Temmuz, tıpkı Çanakkale Zaferimiz gibi, tıpkı İstiklal Savaşımız gibi, tarihimizdeki sayısız zafer ve başarı gibi bize, hepimize aittir. 15 Temmuz, milletin ortak direnişidir, ortak zaferidir. 15 Temmuz, her türlü farklılığın üzerinde, her türlü siyasi görüşün, yaklaşımın, oluşumun üzerinde, siyaset üstü bir değerimizdir. 15 Temmuz, tarihe altın harflerle yazılacak bir geceydi. Türk halkı adeta üzerine Çanakkale ruhundan bir parça üflenmiş-çesine sokaklara döküldü, millet 2...