logo

reklam

27 Mayıs ve Darbeler; (Çılgın Türkler)


facebook
Yılmaz Keten
yilmazketen@hotmail.com

27 Mayıs Türkiye Cumhuriyet tarihinde Demokrasi katili darbelerin ilk başlangıcıdır. En küçük sıkışıklıkta yada iktidardan uzak kalanların iktidara gelmesi amacıyla “Ordu Göreve” çağrısının sebebidir.

Mazlum Milletin kendi seçtiği ve görev verdiği Devlet yöneticilerine kendi evlatlarının hücum etmesi, zalimlik yapması ve sonunda İdam etmesidir.

Bu vahim olayları ancak kitaplardan okuduk, yaşayanlardan dinledik ve bir çok darbe veya denemeleri ile bizlerde büyüdük, 12 eylül’ü, ve zalimlikleri ile yaşadık, postmodern darbeler, internet andıçları gördük.

Gövdesi ile Tankı durduran, Canı ile vatanı kurtaran milletin evlatları o devirlerde bu kadar duyarlı değildi demek ki.

Aklımıza Ruhumuza, duygumuza nasıl işlemişse, 15 Temmuzda Allah’a binlerce Hamd olsun ülkemizin geleceğine uzanan elleri kırdık,

Okullarda, kitaplarda hep okuduk, kahraman Türk milleti diye,

Kahramanlık Fedakarlık olmazsa eksik kalır;  işte bu milletin özünde Fedakarlık ve Kahramanlık vardır.

Bilirsiniz “sonunu düşünen kahraman olamaz” 15 temmuz Cuma akşamı meydanlara inenler asla sonunu düşünmedi…  evlerimizden çıkarken helalleştik çıktık.

İhanet kokan o menfur gecede sokağa çıktığımda bom boş cadde de elinde bayrakla bağırarak yürüyen bir genç kardeşimizin yanında durdum, şehir meydanına kadar yürüme araçla gidelim dedim; “bu gece bu yolları yürüyeceğim abi” Yürüyerek gitmezsem çocuklarıma ne derim” diye yüzüme haykırdı.

Gençliğin yoldan çıktığını düşünen beynime şamar gibi inen bu sözler o gece sabaha kadar kulaklarımda yankılandı ve Ülkemin geleceği için umutlarımı artırdı.

Meydana geldiğimde Suluova Belediye Başkanı Fatih Üçok’un provakasyonlara fırsat vermeden Halkımızla birlikte meydanlarda olacağız, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan çağrı gelmeden daha Halkı meydanlara davet etmesi ve Meydana inen halkı sakinleştirerek metanete davet etmesi de asla unutulamaz olarak hafızalarımızda yer almıştır.

Meydana hakim Suluova Belediye Başkanı Fatih Üçok’un “Devlet Başkanı, Cumhurbaşkanımız ne derse o şekilde davranacağız” diyerek meydan da Halk’ı ile birlikte kararlı bir şekilde duruşu da anlatılmaz yaşanır anılar olarak kaldı aklımızda;

Amasya dan haber aldığımızda sayın Valimiz Salih Işık’ın, Belediye Başkanı Cafer Özdemir in meydanlarda olduğunu duyunca “elhamdülillah” Amasya yıkılmamışsa Devlet ayaktadır diye rahatlamanın sevincini de bu gün anlatmam mümkün değildir.

Halk liderleri ile birlikte meydanlardaysa hiçbir güç onu yıldıramaz ve yıkamaz, “ayaklanmış bir halktan güçlü bir ordu yoktur”

Kahraman ve Çılgın Millet ilk defa Darbelere karşı ayaklanmıştı ve Elhamdülilah buna şahit olduk, yaşadık, onların arasında yer aldık,

Kahraman görmek istiyorsanız O menfur gecede sokaklara çıkanlara bakınız…

——-

Ülkemizde daha önce de darbeler yaşadık;

Sesimizi çıkartmadık, çıkartamadık….

Annem Anlatır; 1960 DARBESİ SONRASINDA Radyodan ADNAN MENDERES in asıldığını duyunca Namaz kılan dedem Seccadede Hüngür hüngür Ağlamış…..

12 Eylül Darbesinde Amerikan başkanına bilgi verilirken;

“Bizim Çocuklar Başardı” diye bilgi vermişler…

Onların Çocukları bu günlerde de DARBE yapmaya çalıştılar ama sadece denediler…

Darbeyi asıl “ÇILGIN TÜRKLER YAPTI”

Bizim İstiklal Marşımız Korkma diye Başlar… Törenlerde Açılışlarda okuduğumuz dörtlükleri bilirsiniz… Devamında da yaşadıklarımızın tamamı vardır aslında…

100 yıl önce bu millet, kadını, erkeği ile yine canını ortaya koymuş ve vatanını kurtarmıştı…

Egemenliğimizin sembolü İSTİKLAL MARŞIMIZ kahraman dedelerimiz için yazılmıştı.

Ne mutlu ki Kahraman dedelerimize layık kahraman torunlar olduk..

Dünyada “Çılgın Türkler” diye bir tabir vardır…

İstiklal Marşımız 100 yıl önce Dedelerimizin Dünyaya verdiği derslerden birinin sonunda yazılmıştı…

bu milleti tanımayanlar, anlamayanlar öyle diyorlar.. “Çılgın Türkler”
15 Temmuz Cuma akşamına Biz bile anlamadık içimizdeki cevheri ve Çılgınlığı.

Allahım bu millet ne kadar güzel ve değerli… 100 yıl önce dedelerimiz bizler için kendilerini feda ettiler…

Meydanlarda ki Türk halkının Darbeye Karşı kıyamından dolayı şehit ve gazilerimiz var.

Hepsinin arkasından bir kahramanlık hikâyesi çıkıyor. Aslında biz kahramanlıklara alışığız…

Doğuda terörle mücadele eden Evlatlarımızın kahramanlıklarını her gün izliyoruz,

Efendim…. Devletimizin birliğine ve düzenine yapılan saldırı esnasında çok önemli olaylar yaşadık….

Tankın karşısına çıkıp, elleri ile vurarak

“Ben Ölmeye Hazırım… Sen beni Öldürmeye hazırmısın” diyen bacımızı nasıl unutalım…
“Eşim Şehit Oldu, Oğlum yaralı… hiç üzülmedim… Vatan için FEDA olsun diyen anamızı nasıl unutalım…
“Yaralıyım dememe rağmen bana ateş ettiler, bacağım parçalandı, Vatan için Feda olsun diyen bacımızı nasıl unutalım…

Özel Kuvvetler Komutanlığı baskınında 20 kişi ile gelerek komutayı ele almaya çalışan Generali gözünü kırpmadan vuran EMİR ERİ ASTSUBAY ÖMER HALİSDEMİR acaba sonunu, düşünmüşmüdür, ardından ağlayacakları, sevdiklerini. Anasını, Babasını, ailesini…

İşte çılgınlık burada:

Aklıma Çanakkaleden bir hikaye geliyor…
Çanakkale şehit olan bombacı Mehmet Çavuş İngilizlerin attığı bombaları havada yakalayıp tekrar onlara attığında sonunu düşünmüşmüdür,

İngilizler bu durumu fark edince Bombaların zaman ayarı ile oynamışlar ve bir gün Mehmet çavuşun elinde patlamış

Günlerce hastanede kalmış, komutanlarına yalvarmış, diğer kolum bana yeter beni cepheye gönderin demiştir…
Mehmet Çavuş Daha sonra başka bir cephede şehit olmuştur; ailesi mezarını bile bilmeyecektir…
Anası…. Babası Ardından Ağlayabilecekmidir…

Seferberlik Dediğimiz o devirde ANALAR EVLATLARINI ŞEHİT OLASIN OĞLUM DİYE GÖNDERİRLERDİ…

Çanakkalede bir annenin oğluna mektubunda diyor ki…
Oğlum, Kınalı kuzum… BEN SENİ EVLATLARIMIN ARASINDAN VATAN, MİLLET VE DİN UĞRUNDA… ŞEHİT OLASIN DİYE SEÇTİMDE GÖNDERDİM….

Komutanına söyle bizde ALLAH YOLUNDA KURBAN EDİLENLERE KINA YAKILIR diyor..

Anasının Kuzusu, Kınalı Hasan 1 gün önce ŞEHİT OLMUŞTUR…

——

İstanbul Atatürk havaalanındaki olaylar esnasından annesinden helallik isteyen 20 yaşındaki Mehmet’i Annesi göndermez, “ vatanı sen mi kurtaracan” der. Ama oğlunun ısrarlı olması ve olayların büyümesi nedeni ile izin ve Helallik verir ve gencimiz havaalanına gider.

Havaalanın da halkın ortama hakim olması esnasında topluluğun üzerine tank sürerler. Halkın sığınması için yer açılması gerekir. kırılması gereken bir camı, ceketini kafasına sararak kafası ile kırar ve üzerine tank gelen insanlar için sığınacak bir yer açılıyor.

Bu gencimiz binlerce insan gibi evinden Helalleşip çıkmıştır…

Gencimiz Kırılan camlarla yaralanıyor, o sırada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da havaalanına inmiştir. Halk Etrafından Etten bir duvar örer.. görüntüleri İzledim…

Hayran oldum… tüylerim diken diken oldu….

Devletin lideri, Başkomutan Halkımın arasında olmam Gerekir” Öleceksek bu gün Ölelim diyerek Çatışmaların ortasındaki hava alanına gelmiştir;

Bu Çılgın Millete Böylesine gözü kara ve ÇILGIN bir lider verdiğin için sana binlerce hamd olsun yarabbi…
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan “Olayı duyunca yerde yaralı yatan genci alnından öpüyor”

Çanakkale savaşında 15 yaşında okullarından kaçarak gönüllü olarak savaşa katılan ve hepsi şehit olan o ana kuzuları sonlarını düşünmüşmüdür..

—-darbe girişimini duyar duymaz bir an bile tereddüt etmeden çıktık sokaklara, eğer sokağa çıkmasaydım utançtan çocuklarımın yüzüne bakamazdım. Maraş bize mezar olmadan düşmana gülizar olmaz… Diyor bir Maraşlı…

Çanakkale gazisi Kastamonulu Gazi Hüseyin Kaçmaz 110 yaşında 10 Eylül 1994 yılında vefat etmiştir.

Annesi Git Şehit ol, beni Şehit anası yap diye göndermiştir….

Bacağından yaralanmış İstanbula hastaneye gönderilmiş, annesi ziyaretine gelmiş. Oğluna sokranmış….

“buncağız yarayla adam yatar mı… ben seni şehit olasın diye gönderdim” der.

O annemiz İstanbul da durumu görünce aylarca Hemşirelik yapmıştır.

Gazi Hüseyin Kaçmaz Şehit olamıyor ve Çanakkale savaşının en yaşlı gazisi olarak vefat etmiştir.

 

Yaşadıklarımız Unutulacak şeyler değil;

Melunlar Bir gencimizin kafasına silah dayamışlar Elleri cebinde hiç istifini bozmuyor..

Tank insanları parçalamış ama kimse kaçmıyor, Tankların üzerine çıkıyorlar; ŞEHİT OLMAK İÇİN çırpınıyorlar;

Yıllar yıllar önce Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan “ordunun duası” adlı bir şiir yüzünden cezalandırıldı

 

Minareler süngü, kubbeler miğfer,

Camiler kışlamız, müminler asker,

Bu ilahi ordu dinimi bekler,

Allahu Ekber, Allahu Ekber.

Ne garip tevafuktur ki….

Minareler süngü, oldu…. kubbeler miğfer,

Camiler kışlamız oldu……   müminler asker….

——

ayağa Kalkmak için bu Milletin lidere İhtiyacı vardı.. bulduk elhamdülillah..

Sen Kuyulara Atılan Mazlumken, Seni sultan Yapmadık mı reis…

Sen Mazlumsan ateşe atılacak,  biz karıncayız.. korkma
Damla damla, yana yana,  o yangını söndürürüz reis.

Yeter ki sen bizim boynumuzu bükme, Gavurun karşısında dik dur.

Özümde Türk, Alevi, Sünnü, Çerkez, gürcü, lazım,

Belki dadaş, Seğmen, belki Efeye kızanım,

Efelikte puştluk olmaz reis

Seviyorsam seviyor… sevmiyorsam namerdim.

Sizleri seviyorum, suluovayı, amasyayı, Ülkemi seviyorum…

————————————————————————-

Asla Unutmayacağımız Notlar

Amerikan Ordusu’nun eski istihbaratçılarından emekli Yarbay Ralph Peters’ın “Durum çok net. Bu darbe, Türkiye’nin İslami bir diktatörlük olmaktan kurtulması için son şansıdır. Sakın hata yapmalım. Bu darbede rol alanlar iyi adamlar” dediğini unutmayın….

Washington Post gazetesinin editörü, bir yazıda şöyle diyor: “Her ne kadar Obama yönetimi, Erdoğan liderliğindeki AKP hükümetine karşı kızgın olsa ve orduyla iletişimin daha rahat olduğunu düşünse de,…. Diye devam ediyor…

——

#‎İngilizMedyası: Türk halkı anlamsız şekilde bomba atılan, ateş edilen yerlere gidiyor…

‪#‎ÇeçenKomutan: Türk milleti tüm dünyanın kanını donduracak cesarette, vallahi bu ülkenin düşmesi imkansız…

‪#‎ArapBasını: Erdoğanın neden bu kadar cesur olduğunu, Türk milletini görünce anladık.

‪#‎Eljazeera: Vatan ne demek, Türkler iyi biliyor tüm dünya’ya gösterdi…

‪#‎LübnanBasını: Bizi Türklerin neden yüzyıllarca yönettiğini şimdi anladık, darbe olunca biz kaçtık, onlar ölüme yürüdüler….

Etiketler: » » » » » »
Share
632 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Vali Varol basınla buluştu!

    03 Ekim 2017 Köşe Yazıları

    Vali Dr. Osman Varol'un, göreve geldiğinden beri bu güne kadar geçen döneminin basın mensuplarıyla buluştuğu değerlendirme toplantısındaydık. Soru- cevap şeklinde geçen toplantıda Amasya'nın meseleleri hakkında basın mensupları sordu Vali Varol cevapladı. Vali bey ile ilk defa böylesine bir toplantıda bir araya geldik. Basın mensupları bunun ne kadar isabetli ve aslında geç kalınmış bir iş olduğunu dile getirdiler ve daha sık yapılmasını istediler. Ne diyelim; geç olsun da güç olmasın! Ayrıntılara geçmeden önce genel olarak toplantı hakkın...
  • Eski Bayramlar Var Ya..

    25 Haziran 2017 Köşe Yazıları

     Eski Bayramlar var ya diyen sohbetlerin hepsinde aslında yaşanılan güzel günlerin geri gelemeyeceğinin özlemi vardır. İşte bu özlemle hep hayıflanırız. Eski bayramlar Diye,  Eskiler geçen günleri geri gelmeyeceğini bilir, yenilerde o kadar güzel günleri yaşayamayacaklarını bilmezler. Aslında ne gariptir ki yıllar, yıllar sonra onlarda bu günleri eski bayramlar diye anacaklar yaşadıkları güzel günlerin farkında değiller. Yaşları orta yaşı geçenler için “Eski Bayramlar” cümlesi dillerine dolanmaya başlar, aslında eskiyen bayramlar değildir. Es...
  • KENAR ETKİSİ

    09 Haziran 2017 Köşe Yazıları

    Anton Pavloviç Çehov güzel hikâyeler yazan bir doktordu Pek çok kimse onu doktorluğuyla hatırlamıyor.  S. Arthur C. Doyle gibi. Wright kardeşler bisiklet tamircisiydi, uçak yaptılar, havacılık sektörünü ortaya çıkardılar. Pastör kimyagerdi. Zamanının tıp eğitimini almadığı halde, kuduz aşısını buldu, çağdaş mikrobiyolojinin temelini attı. Mikroplar üzerine yaptığı çalışmaları çıkarırsanız tıp tarihinde büyük bir boşluk oluşması normal bir sonuçtur. Montessori doktordu yeni bir tarzla eğitimde ekol oluşturdu. Eğitimcileri kıskandırdı...
  • 27 Mayıs ve Darbeler; (Çılgın Türkler)

    28 Mayıs 2017 Köşe Yazıları

    27 Mayıs Türkiye Cumhuriyet tarihinde Demokrasi katili darbelerin ilk başlangıcıdır. En küçük sıkışıklıkta yada iktidardan uzak kalanların iktidara gelmesi amacıyla “Ordu Göreve” çağrısının sebebidir. Mazlum Milletin kendi seçtiği ve görev verdiği Devlet yöneticilerine kendi evlatlarının hücum etmesi, zalimlik yapması ve sonunda İdam etmesidir. Bu vahim olayları ancak kitaplardan okuduk, yaşayanlardan dinledik ve bir çok darbe veya denemeleri ile bizlerde büyüdük, 12 eylül’ü, ve zalimlikleri ile yaşadık, postmodern darbeler, internet andı...