logo

reklam
14 Ocak 2019

Akif Öğretmen ve Atlar

Yedi yaşındaydı henüz. Anacağının at arabasına yüklediği kiraz sepetlerinin yanına sessizce ilişiverdi.Ufacık elleriyle tutunduğu arabanın onu bir masal ormanına ulaştırmak istediğinden habersiz, sessizce bekliyordu.İki hırçın. İki deli at.”Deh” diyordu, anacığı “deh” Azgın atlar tozu dumana katarak, yoldan sarı tozlar kaldırarak dörtnala koşuyorlardı. Yol bitmek üzereydi. Derenin kenarında bölünecekti bir lokma ekmek.Çakıltaşlarına vuran nalların sesi ile derenin çağıldayan sesi bir türküde buluşur gibi buluşmuşlardı. Tılsımlı bir ezgi yayıyordu bu kavuşma etrafa. Söğüt ağaçlarının gölgesinden gün ışığını emen o çağlak dereyi, anacığının beyaz yaşmağından aşağı doğru inen alın terini,
Rüzgârlarla yarışan heybetli yağız atları; hiç unutmadı o çocuk.

Yaşamak savaşının en önemli unsuru haline gelen atlar, çok değil 25- 30 sene öncesine kadar hayatımızın bu kadar içindeydi. Sahibini bir yerden bir yere ulaştıran, yükünü, derdini taşıyan atları bir anda ne oldu da unutmuştuk ?
İnsanlık tarihinden bugüne değin, kültürümüzün bir parçası haline gelen bu cefakâr canlılarla aramıza ne girmişti ?Teknoloji evet.Biri daha vardı unutmayan. Akif öğretmen. Geleneksel sporumuz olan at biniciliğini ve atlı okçuluğu insanlara yeniden hatırlatmayı kendine şiar edinenen Akif öğretmen bu yolda yılmak bilmeyen adanmış bir öğretmen.
Bazı öğretmenler vardır, iz bırakan.
Bazı öğretmenler vardır, elinizden tutan.
Bazıları onlara kısaca idealist der.
Ben ise adanmış derim. Bu çok daha kutsaldır.Milli ve manevi değerlerimize sadık kalmasını bilen, gönüllerde var olan bu sevgiyi yeniden yeşertmek için mücadele gösteren Akif öğretmen; görevli olduğu okulunda bugüne kadar ata binmemiş, atlardan korkan öğrencilerine binicilik dersleri ve atlı okçuluğu öğretiyor.

Çok kıymetli, çok değerli değil mi ?

“At Türkün kanadıdır”

At, erin kanadıdır.Bu sözü duymayanınız yoktur kanımca. Kâşgarlı Mahmut’un Divan-i Lügat-it Türk eserindeki meşhur sözlerinden biridir. Üstad burada Türk toplumu için atın öneminin büyüklüğünü ifade ederken, atın yalnızca bir binek hayvanı değil, daha üstün bir bağla çok daha fazlası olduğunu bizlere hissettirir. Eski türkler, atlara olan bağlılıklarını, sevgilerini destanlarına işlemiş, deyişleriyle kıymetlendirmiştir, ” At yiğidin yoldaşı” sözü ve daha niceleri bu dostluğa örnektir.Önemli destanlarımızdan birinde, atı buz dağına kaçan Oğuz Kağan üzüntüsünden uyuyamaz. Atından ayrı kendini kimsesiz ve yalnız hisseder. 
Geçmişten günümüze kadar gelişen tarihsel süreçte atlar , yaşamımızın her alanında, askeri, siyasi( at üstünde devlet yöneten türk kavimi ) sosyal yaşamın parçası idi. Atından ayrı, yahut atsız bir türk düşünülemezdi. Atın sütünden kımız, kılından çadır , derisinden gön yapıp faydalanmışlardır. Ve yine çok önemli veriler gösteriyor ki, ata binen, atı ehlileştiren ilk kavim Türkler. Ordularını atlı birliklerle daha kuvvetli hale getirerek, topraklarına toprak katıp yurtlarını büyütmekten geri kalmamışlardır.

Derler ki; Gelin ata binmiş, ya nasip demiş. 
At binmeden, gelin yâre gidemezmiş.
Savaş ve düğün olgusunun, dilsiz kahramanlarıdır atlar. Yiğitleri cenke götürür, güzelleri yâr evine kavuşturur.
Düşlerde görülen, at her zaman hayra yorulur. Bu sebepledir ki, at murattır..

Atlar ve Hippoterapi

Atların tarih meydanındaki önemini anlattıktan sonra, hippoterapiden bahsetmemek olmazdı. Atlarla hiç göz göze geldiniz mi bilmem. Ben bir keresinde gelmiştim. İçimde hissettiğim, o yükseklik duygusunun kendimce tarifi zor.Ona dokunmak, duygusal bağkurmak müthiş bir güven vermişti.Sevgi, güven, sabır ve özgürlük duygusunu iliklerime kadar hissetmiştim.
Gelelim hippoterapiye.
Hippoterapi tıp literatüründe, at eşliğinde fiziksel ve zihinsel bir terapi yönteminin adı. Mental ve duysal bozukluğuna sahip hastaların iyileşme ve gelişme sağlamak amacıyla atın hareketlerinden yararlanan bir etkili bir tedavi biçimi. Kaygı ve korku bozukluklarında, yeme içme bozukluklarında ve fiziksel bozuklukların tedavisinde, oldukça etkili olduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor.Hippoterapinin fiziksel ve piskolojik faydalarından kısaca söz edecek olursak; at sırtında olmanın veya ata binmenin kazandırdığı ritmik hareketler sayesinde günlük hayatta kullanılmayan kaslar daha güçlü hale geliyor.Baş ve gövde kontrolünü artırarak, duruş bozukluğunu geliştirmeye yardımcı oluyor.
Dikkat bozukluğu ve hiperaktivite sendromlu çocuğu olan anne ve babalar için bu kısım önemli. Çocuğun tüm dikkatini at ve eğitmene
vermesi, çocuğun kendine güvenin geliştirilmesi açısında büyük fayda sağlıyor.
Yalnızca çocuklar mı ? Öz-güven problemi yaşamayan yetişkin l neredeyse yoktur. Ya iyi gizleyen vardır , ya da bununla baş etmesi bilen.
At binmek, özgüven duygusunun gelişmesi için kestirme yollardan en önemlisi. Ayrıca kişinin at binme becerisi geliştikçe, risk alma kabiliyeti artıyor.Kendimizi iyi hissetmek adına, açık hava yürüyüşleri , doğa sporları düzenleriz. Birde bunu at sırtında düşünelim. Harika olmaz mı ?
Atların insan psikolojisine, olan faydalarını yazmakla bitiremem.
En iyisi mi, gelip onlarla tanışmanız.

Sevgili okuyucum;

Bozkırların asi, delibaşlı sahiplerini görmek, bir nebze olsun ilklerinize kadar özgür olduğunuzu hissetmek, at üstünde dörtnala değil de, sakin sakin güneşin doğduğu yere varmak, biniciliği burada profosyenel bir eğitmenden öğrenmek, atlı okçulukla tanışmak isterseniz 15 kilometre kadar uzağınızda olan bu çiftliğe, ilyasköye mutlaka gelmelisiniz.

Henüz vakit varken.

Share

Yeni Yorumlar Kapalı.

hd porno sikis izle