logo

reklam

Baro Kadın Hakları Komisyonu Eşitlik ilkesi, kadın aleyhine ihlal edilmiştir.

amasya baro

Amasya Baro Başkanlığı ve Baro Başkanlığına Bağlı Kadın Hakları Komisyonu tarafından yapılan basın açıklamasında; “hukuksal alanda yer almayan, evlilik birliği oluştuğu kanaatiyle imam nikahı ile kurulan tüm evlenme akitlerinin yasal zemin sağlanarak engellenmesi adına ivedi bir şekilde yaratılan boşluğun giderilmesi için kanuni düzenlemeler yapılması, iptal edilen maddenin aksine caydırıcı nitelikte bir müeyyide ihtiva etmesini talep ediyoruz.” dendi.
Amasya Baro Başkanı Avukat A. Melik Derindere ve beraberinde Amasya Barosu Kadın Hakları Komisyonunu oluşturan Bayan Avukatlar Gönül Cebeci, Meryem Yelgelen, Gülsüm Demirbaş, Esra Tümsek, Nurverdi Altun ve Gökçen Kantar’ın katıldığı açıklamada; “Anayasa Mahkemesi tarafından, Türk Ceza Kanununun 230. Maddesinin 5’nci ve 6’ncı fıkralarında yer alan, resmi nikâh olmadan dini nikâh kıyan imam ile çiftlere, 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası veren maddeyle ilgili, 4’e karşı 12 oyla iptal kararı verilmiştir. Oyçokluğu ile verilen bu kararı benimsemiyor ve toplumsal etki nazara alındığında telafisi imkansız sonuçlara yol açacağı kati bir nitelik arz edeceğinden karara karşı çıktıklarını belirten Amasya Baro Başkanlığı ve Baro Başkanlığına Bağlı Kadın Hakları Komisyonu tarafından yapılan basın açıklamasında şunlar belirtildi.
“Anayasa Mahkemesi tarafından, Türk Ceza Kanununun 230. Maddesinin 5’nci ve 6’ncı fıkralarında yer alan, resmi nikâh olmadan dini nikâh kıyan imam ile çiftlere, 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası veren maddeyle ilgili, 4’e karşı 12 oyla iptal kararı verilmiştir. Oyçokluğu ile verilen bu kararı benimsemiyor ve toplumsal etki nazara alındığında telafisi imkansız sonuçlara yol açacağı kati bir nitelik arz edeceğinden karara karşı çıkıyoruz. Verilmiş olan iptal kararı, Anayasa’nın, İnkılap Kanunlarının Korunması başlığında düzenlenen 174. maddesinin 4. fıkrasında belirlenen, 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile kabul edilen, “evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına” dair medeni nikah esası ile aynı Kanunun 110. maddesi hükmüne aykırı olduğu açıktır. Evlenme akdinin “evlendirme memuru” önünde yapılması kadın ve çocuk haklarının, kadın-erkek eşitliğinin temel taşlarındandır. Anayasa Mahkemesi gerekçesinde söz konusu maddenin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, düzenlemenin din ve vicdan özgürlüğü, özel hayatın korunması ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini savunmuştur. Oysa ki iptal edilen düzenlemenin amacı, dini merasim yapılmasını –din ve vicdan özgürlüğünü- engellemek değil, dini inançların kullanılarak kadın ve çocukların istismarının engellenmesidir. Kadınların tek eşliliğinin, uygun yaş ve koşullarda evlenmelerinin, evlendikten sonra yönetsel ve ekonomik haklara sahip olmalarının, miras haklarının ve boşanırken boşanma hakkı başta olmak üzere nafaka ve tazminat haklarının kullanılmasında önemli hak kayıplarına sebep olacak bir ortam yaratılmıştır. İptal ile birlikte kadın evlilik hayatında ikincil konuma düşürülmüş ve kararda belirtildiğinin aksine eşitlik ilkesini kadın aleyhine ihlal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı ile resmi nikah önceliği kalkacak, dini törenle yapılan evlilik ve özellikle küçük yaşta olan evlilikler çoğalacak, çok eşliliğin önü açılacak ve bunların sonucu kadına karşı şiddet daha da artacaktır. Bu durum, kadının toplumsal hayatta desteklenmesi, sosyal konumunun düzenlenmesi ve kadının önündeki engellerin kaldırılması için pozitif ayrımcılık uygulamasının tamamen ihlaline neden olacaktır. Kaldı ki bir hukuk normu oluştururken ya da mülgasına karar verilirken ulusal kültür, politik koşullar ve idari şekil gibi şartlar dikkate alınmak suretiyle zıt yararlar arasında denge kurulması, hakların ve menfaatlerin adalete uygun dağıtımı, toplumsal düzen, kamu güvenliği ve sağlığın korunması, temel hakların ve özgürlüklerin güvenceye alınması, adaletin gerçekleşmesi sağlanır biçimde olması temel şart niteliği arz etmektedir. Türk Ceza Kanununda yer alan bu maddenin yasal zeminden kaldırılması sayılan kriterler çerçevesinde hiçbir başlık altında telaffuz edilemeyeceği gibi istismara uğrayacağı şüphe götürmez bir gerçektir. Anayasa Mahkemesi’nin oy çokluğu ile almış olduğu bu karar, Anayasa bir bütün olarak değerlendirildiğinde gerek Anayasa’ya gerekse evrensel hukuk, insan hakları ve laiklik ilkelerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Bu karar, kadınların temel haklarını ihlal eden, devrim kanunlarını, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş kanunlarını kadınlar açısından teminatsız bırakan vahim bir karardır. Hal böyle iken hukuksal alanda yer almayan, evlilik birliği oluştuğu kanaatiyle imam nikahı ile kurulan tüm evlenme akitlerinin yasal zemin sağlanarak engellenmesi adına ivedi bir şekilde yaratılan boşluğun giderilmesi için kanuni düzenlemeler yapılması, iptal edilen maddenin aksine caydırıcı nitelikte bir müeyyide ihtiva etmesini talep ediyoruz.”

Share
1643 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.