logo

reklam

Biz Aslında Amasya’nın Kıymetini Bilmedik, Bilemedik.


facebook
Yılmaz Keten
yilmazketen@hotmail.com

Kıymet ve Bilmek kelimelerini aklımızın sağına ve soluna yerleştirdiğimizde ortasına düşen algı Amasya oluyor. Bu hesaplamalarda sonuçlarım hep aynı oluyor. Araya o kadar iki bilinmeyenli denklem yerleştirmeme ortalığı karıştıracak problemler koymama rağmen sonuçlar aynı oluyor. AmasyaXKıymet=Bilmedik(Bilemedik).

Güneyde ki il sınır taşından kuzey de ki taşa, doğudaki il sınır taşından batıda ki sınır taşına kadar biz kıymetini bilemedik, bizden öncekilerde bilemediler. Benim şehrim; içinde İris (Yeşilırmak) nehrinin aktığı geniş ve derin bir vadide kurulmuştur” diye anlatan Strabon’un kıymetini ve anlatmaya çalıştığı “Amasya bir zamanlar krallara aitti” sözünde “Kadim Şehir” sonucunu anlayamadık. “Amasya öyle bir Şehirdir ki, tenhasında bir at eşelense, toynağı bir medeniyete dokunur” sözünde ki bilmeceyi çözemedik.

Mitridat adında kralların yüzlerce yıl Amasya’da ölümüne savaş vermelerinin önemini ve Bizanslılarında iki yüzyıl boyunca saldırmalarında ki nedenleri kavrayamadık.

Türklerin Anadolu’ya geldiklerinde ilk yerleştikleri şehirler içinde Amasya olmasının nedenlerini bulamadık, Artukluları, Danışment gaziyi, Selçuklu sultanlarının Amasya’ya verdikleri önemi, Kadı Buhanettin’in Amasya’yı almak için harcadığı çabayı öğrenemedik.

Gelişen ve büyüyen Osmanlı devletinin durumunu görerek değerlendiren Amasya ileri gelenlerinin Sultan Yıldırım Beyazıt’a bir heyet gönderip gelin bizi Devletinize dâhil edin dileğinde bulunmalarında ki hikmeti anlayamadık.

Ankara savaşın da ki İhanet sarmalında Cihangir Sultan Yıldırım Beyazıd’ın ve Osmanlı Devletinin Timur elinde tutsak kaldığında şehirleri yerle bir ederek yıkan Timur ordusunun Amasya’ya dokunmamasındaki inceliği çözemedik.

Mağlup Sultanın sürgün şehzadesi Çelebi Mehmet’in Amasya’ya sığınmasında ki aidiyet duygusunu, Amasyalı ileri gelenlerin genç ve mazlum şehzadeye sahip çıkmaları, destekleyerek yüceltmelerini, Osmanlı’yı yeniden kurmalarında ki doğru tahlil ve gayreti hiç anlayamadık

Osmanlı Padişahlarında ki Amasya saygısını, şehzadelerin Amasya da yetiştirilmesindeki önemi kavrayamadık. Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman’a rağmen Şehzadesi Sultan Mustafa’ya sahip çıkmasın da ki Ahde vefayı yaşatamadık. Osmanlı kıymetini bilmiş oda bir zaman sonra talihsiz Şehzade Mustafa’nın idamı nedeniyle ceza olarak eyalet merkezinden sancak merkezine dönüşmüş ve kıymetinin bilinmeyen zamanları başlamıştır.

Tarihi kadim Amasya şehrine Kıbletül Ülema (Alimlerin merkezi), Türbetül Evliya (Evliyaların toplandığı yer), Darül Futuh (Fetihlerin çıkış yeri), Bağdadül Rum (Anadolu’nun Bağdadı), Medinetül Hükema (Akıl ve hikmet sahiplerinin şehri), Darül İzz (İzzet ve saadet yurdu) Kasr’ün Selatin (Padişahların köşkü) gibi isimler verilmesini öğrenmedik bile.

Mustafa Kemal 12 Haziran da Amasya ya geldiğinde Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi’nin “Paşam! Bütün Amasya emrinizdedir. Gazanız mübarek olsun” sözünün bir Devletin müjdecisi olduğunun önemini hala anlatamadık. Genç Türkiye Cumhuriyetinin mührünün basıldığı yer olmasına rağmen Cumhuriyet döneminde hiç kıymeti bilinmedi Amasya’nın.

Sel baskınları, depremler yangınlar kralların şehrini sürekli zayıflattı, yalı boyu konakları çürüdü, yıkıldı, tarihi Amasya mezarlıkları düzlenerek park yapıldı

Ortasından akan ırmağı kirlettik, sultanları, kralları unuttuk, manevi gücümüz evliyaları unuttuk, Amasya adına açan lalelerin kıymetini hiç bilmedik.

Elma’yı, Kirazı, bamya’yı, lahana’yı soğanı, sarımsağı hiç hesap etmedik. Bağları, bahçeleri. Bar dağı olmazsa bir dağı olur Amasya’nın dedik kıymet vermedik.

Dünyadaki cennet’te yaşadığımız görmezden geldik. Mütevazı ve alçak gönüllülükte en önde gelen insanların yaşadığı bu şehirde insanlarımızın daha doğrusu yetiştirdiğimiz insan hazinesinin de kıymetini bilmedik.

Bundan sonraki yazılarımızda Amasya da kıymet vermediklerimiz yada kıymetini bilmediklerimizle ilgili yazılar yazarak “değerlerimizi, kıymetini bilmemiz gerekenleri” kendi algımıza göre anlatmaya çalışacağız.

Etiketler: » » » » »
Share
814 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Vali Varol basınla buluştu!

    03 Ekim 2017 Köşe Yazıları

    Vali Dr. Osman Varol'un, göreve geldiğinden beri bu güne kadar geçen döneminin basın mensuplarıyla buluştuğu değerlendirme toplantısındaydık. Soru- cevap şeklinde geçen toplantıda Amasya'nın meseleleri hakkında basın mensupları sordu Vali Varol cevapladı. Vali bey ile ilk defa böylesine bir toplantıda bir araya geldik. Basın mensupları bunun ne kadar isabetli ve aslında geç kalınmış bir iş olduğunu dile getirdiler ve daha sık yapılmasını istediler. Ne diyelim; geç olsun da güç olmasın! Ayrıntılara geçmeden önce genel olarak toplantı hakkın...
  • Eski Bayramlar Var Ya..

    25 Haziran 2017 Köşe Yazıları

     Eski Bayramlar var ya diyen sohbetlerin hepsinde aslında yaşanılan güzel günlerin geri gelemeyeceğinin özlemi vardır. İşte bu özlemle hep hayıflanırız. Eski bayramlar Diye,  Eskiler geçen günleri geri gelmeyeceğini bilir, yenilerde o kadar güzel günleri yaşayamayacaklarını bilmezler. Aslında ne gariptir ki yıllar, yıllar sonra onlarda bu günleri eski bayramlar diye anacaklar yaşadıkları güzel günlerin farkında değiller. Yaşları orta yaşı geçenler için “Eski Bayramlar” cümlesi dillerine dolanmaya başlar, aslında eskiyen bayramlar değildir. Es...
  • KENAR ETKİSİ

    09 Haziran 2017 Köşe Yazıları

    Anton Pavloviç Çehov güzel hikâyeler yazan bir doktorduPek çok kimse onu doktorluğuyla hatırlamıyor.  S. Arthur C. Doyle gibi.Wright kardeşler bisiklet tamircisiydi, uçak yaptılar, havacılık sektörünü ortaya çıkardılar.Pastör kimyagerdi. Zamanının tıp eğitimini almadığı halde, kuduz aşısını buldu, çağdaş mikrobiyolojinin temelini attı. Mikroplar üzerine yaptığı çalışmaları çıkarırsanız tıp tarihinde büyük bir boşluk oluşması normal bir sonuçtur.Montessori doktordu yeni bir tarzla eğitimde ekol oluşturdu. Eğitimcileri kıskandırdı...
  • 27 Mayıs ve Darbeler; (Çılgın Türkler)

    28 Mayıs 2017 Köşe Yazıları

    27 Mayıs Türkiye Cumhuriyet tarihinde Demokrasi katili darbelerin ilk başlangıcıdır. En küçük sıkışıklıkta yada iktidardan uzak kalanların iktidara gelmesi amacıyla “Ordu Göreve” çağrısının sebebidir.Mazlum Milletin kendi seçtiği ve görev verdiği Devlet yöneticilerine kendi evlatlarının hücum etmesi, zalimlik yapması ve sonunda İdam etmesidir.Bu vahim olayları ancak kitaplardan okuduk, yaşayanlardan dinledik ve bir çok darbe veya denemeleri ile bizlerde büyüdük, 12 eylül’ü, ve zalimlikleri ile yaşadık, postmodern darbeler, internet andı...