logo

reklam

“Cami de bizim, Cemevi de”

Aysun Doğan Terzi

Geçtiğimiz hafta Mehmet Sarı’nın altı aylık faaliyet değerlendirme toplantısına katıldım. Tahmin edilen üzerine, müthiş bir kalabalık, yoğun bir ilgi söz konusuydu. Toplantıya gelen insanlar öyle coşkulu, öyle umut doluydu ki, sol cebine ön yargı ve umutsuzluk doldurup da giden bir bendim sanki. Dürüst davranmayı şiar edinmem üzerine, aklımdan geçenleri filtresiz saf kâğıda net bir şekilde aktarmaya gayret ederim. Bu hep böyle olmuştur.

En baştan başlayalım öyle ise..
Siyasette çıkarına göre yörüngesinden sapıp, yön değiştiren bir kimse “Her dönemin insanı” oluverir. Basit ifadeyle kıvrak. Savunduğu siyasi değerlerin değişmesi, parti içinde düşünce birliğinin sarsılmasıyla, siyasal ideolojik yönelimlere dönük hareket eylemi içerisinde olanlar da aynı şekilde nitelendirilir. Oysa ki asgari müştereklerde birlikte hareket etme, birlik olma isteminden başka bir şey değildir gerçekleşen. Bir metaformozdur.

Daha da ileri gidenler olur. Af buyurun “Omurgasız, dansöz, dönek” diye de çirkinleşiverir etiketler. Karakteristik zaman, demokratik düzen unsurları göz ardı edilerek. Bir futbol takımını destekler gibi, fanatik ve aşırıcı hislerle, yerden yere vururlar sonradan gelenleri. Yahut seyredenleri. Ateşli savunucu derim ben onlara. Biadları kusursuzdur. Burada amaç güç merkezine gelen liderin yanında, yakınında olmak. Gözde taraftar olmak.
Bugün kraldan çok kralcı, yarın kralın yerinde gözü olan bir figurasyon. Heteroface bir siyaset anlayışı.
Bu bizimle (yorum gazetesiyle) bağdaşmayan zaviyeler. Yaşam kimi zaman düşünceden baskın çıkar, ancak durum bizde tam tersidir. Düşüncelerimiz tüm zorluklara rağmen yaşamımızı üstün kılar. Şöyle ki, kalemimiz reklam çıkarları uğruna kiralanmaz. Düşünmekten, yazmaktan alıkoyan bir handikapımız yoktur.
Reklam broşürü olmanın derdinde değil, fikrî niteliğin, tarafsız haberlerin derdine düşeriz. Nesnelden uzak ve objektif. Münferit tavrımız göz ardı edilmemeli.

Mesleğim gereği geçmişte Amasyalıları memnun eden hizmetleri yazmıştım. Gitmeyenleri de. Altı aydır ise yeni düzen ile ilgili tek kelime etmedim.
Bir ışıktı beklediğim. Bugün bu yazıyı yazma sebebim ise dürüstçe ifade ediyorum ki o ışığı görmemdir. Mehmet Sarı’nın toplantıdaki pozitif, yapıcı, katılımcı “o, bu, şu” ayırt etmeden bütünsel bir yaklaşım sergileyen tavrı. “Cami de bizim, Cemevi de” söylemidir. Bu kalıp barışa ve bütünleşmeye, çağırmanın en etkili felsefesiydi. Yalnızca partililerine değil, farklı kitlelere, farklı renklere hitap eden “Gel” çağrısıydı. Tıpkı modern siyasetin gerektirdiği gibi.
Toplantıda asıl amacı soru sormak değil, bozgunculuk olan birine cevaben “Geçmiş geçmişte kaldı, dedikodu bana yakışmaz” sözüydü çağıran.
Okuduğu şiirdi.
İçtenliği
Kinsizliği
Tutarlılığı
Mültefit kelimelerle de göz boyamaya çalışmaması.
Amasya ile ilgili yenilikçi projeleri.
Altı aylık zaman zarfında sosyal dinamiğin hızla görülmesi.
Amasya’da yeni ekonomik düzenin, yeni bir toplum düzenine dönüşmesi.
Ve en önemlisi garibana, ezilmişe, umut ışığı olmasıydı çağıran.

Dileriz ki; hep aynı istekle, aynı azimle, bir çınar ağacının mevsukiyetiyle uzun ömürlü olur iradesinin temsili.

Mutlu Haftalar.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.