logo

reklam

Entrikalı Dolap Komedyası’na gittiniz mi?

“İyilik vicdanlarınıza sıktığınız pahalı bir parfümdür ve bazılarınızın kokusunu kadar bastıracak kadar güçlüsü henüz imal edilmedi “

Entrikalı Dolap Komedyası’na gittiniz mi ?

Geçtiğimiz hafta, Maydanoz Sapları Tiyatro Ekibinin oynadığı, Uğur Çetin’in yönettiği
Entrikalı Dolap Komedyası’nın oyununu izlemeye gidenlerdenim. Sezonun ilk oyunuydu. Salon kalabalık, yüzler şendi. Öyle güzeldi ki o sıcak kalabalık.Herkes gibi merakla perdenin açılmasını bekledim.

Kültür Merkezinde sergilenen oyuna ilgi tahmin ettiğimden daha fazlaydı. Son zamanlarda böyle bir coşku görmemiştim açıkçası. Kültür ve Sanata önem veren, sanatı destekleyen topluluğu görmek şehir ve tiyatro adına mühimdi. Gerekliydi.
Geçmişte ve bugün çağın kültür ihtiyacını karşılayan, halkın dile getiremekten çekindiği dile getiren, otoriter güçten bağımsız, didaktik ancak ezici olmayan, özgür, yenilikçi evrensel bir sanatın karşılığı tam olarak tiyatro.Ve pratiğe dönüştürme süreci emekle mümkün.Tiyatronun işlevini bilmek, onu desteklemek, yaşatmak biraz da biz şehir halkına düşüyor.Keyfi ihtiyaçlardan ayrılan bir bilet parası, yaşamı unutmamak ve kendi yaşamamızın farklı boyutlarını keşfetmek adına önemli.Bir yandan ruhumuzu diri tutarken, başka türlü tiyatroyu da var ederek, güncele yaklaşmış olmuyor muyuz hem?

Tiyatro güncel olana yaklaştırmakla kalmıyor, yaşamın evrensel yanlarını ve değerlerini getirirken göz önüne ahlaksal hukukla harmanlıyor. İnsan onuruna saygı duymayı, insanca adaleti savunmayı, farklı renkleri ayırmamayı ve aynı zamanda gülerek yaşamayı idealize ediyor bizlere.Buna ilişkin, Ernst Fischer şöyle der: “Alınyazısı dünyayı değiştirmek olan bir sınıf için sanatın büyülemek yerine, aydınlatmak, eyleme itmek olması ne denli doğruysa, sanatta büyünün payının da bütünü ile bir yana bırakılamayacağı o denli doğrudur. Çünkü özündeki büyüden yoksun oldu mu, sanat sanat olmaktan çıkar. Gelişiminin bütün dönemlerinde ağırbaşlıyken de, eğlendiriciyken de, inandırırken de, abartırken de, anlamlıyken de, anlamsızken de, düşleri işlerken de büyünün her zaman payı olmuştur sanatta. Sanat, insanın dünyayı tanıyıp değiştirebilmesi için gereklidir. Ama salt özünde taşıdığı büyü yüzünden de gereklidir sanat”

Oyunun yönetmeni Uğur Çetin’i oyun öncesi görme fırsatım oldu. Ayaküstü sohbet ettik. Tiyatro serüvenine 2003
yılında başladığını ve çalışma saatleri bittikten sonra, haftada yetmiş beş saatten fazla oyun için nasıl hazırlandıklarını anlatıyor ve ekliyor. “Gönüllük esasına dayanarak, sanatı yüceltmek bir aradayız.İş saatleri dışında kendimizi sanata adıyoruz, sanatla varız” Bana göre büyük bir mutavazılık göstererek kendilerini,
“Amatör bir ekip olabiliriz ama tamamen profesyonel bir ruhla izleyici karşındayız”
şekilinde tanımıyorlar. Bir de sloganları var;
” Yaşasın Tiyatro “

Gelelim Entrikalı Dolaba

Oyun şeytan ile meleğin birbirlerine atıfta bulunması ile başlıyor. Bir meydan okuma. İyiliği temsilen melek, kötülüğü temsilen şeytan. Peki zamanın özünü öğütüp posasını çıkardığı insandan hangisini sevindirmesi beklenir?Kapiltalizm sularında kaybolmuş insanın kendini gerçekleştirme, yaşamda var etme yolu hangisinden geçer? Ya da geçmez.
Hiçbiri mi ?
Post-modern çağın gerektirdiği zor koşullar.Dışarıda ve evde çalışmak zorunda olan evin hanımı. Gündelik yaşamsal kaygılardan, duygularını yitirir. Öyle ki annesi öldüğünde onu koltukta bırakarak yeni bir hırka alma fikriyle, mağaza koşuyor. Çağımızın hiçte yabancı olmadığı, manen değil maddeye önem veren mekanize yaşayan insan modeli. Şeytan görse ben bile bu kadarını yapmam dediği. Dolandırıcı ve açgözlü üstelik. Annesinin kılığına girerek onun emekli maaşını almaya çalışır. Eski kocasının ondan
farkı yok. Sarhoş ve riyakar koca kaynanasının sadece emekli maaşından dolayı sever.Oyunun güncele en yakın karakterleri iki hırsız. Biri acemi ve sevimli (!) bir diğeri profosyenel ve acımasız. Bu birbirinden farklı iki hırsız bir araya gelince ortaya enterasan şeyler çıkıyor. Bir kere
o kadar yüzsüzler ki, soymak için girdikleri evin sahibi gibi davranıyorlar.Sevimli, sempatik içten davranıyorlar. Bu hırsızlara ne yazık güvenebiliyorsunuz.Tatlı tatlı evi soyacak olma fikirleri, o tatlılık maskesiyle kötülüğü kamufule edişleri, salağa yatıp ” Yok canım biz mi ” demeleri sizi kendi iyiliğinizden şüphe ettiriyor.Hırsızlara gülerken düşünüyorsunuz. Yaşamınızda ki varolagelen ne varsa irdeliyorsunuz.
Dolabınızda hırsız var mı ?

Oyuna adını veren entrikalı dolap, aslında bir metefor. Ve insanın kendisiyle yüzleşmesine neden oluyor.Tüm oyun dolap etrafında gelişiyor. Onun içine saklanıyor, ölüm, yaşam ve kirli oyunlar. Gizli çevrilen dolaplar.Dolap içinde dolap. Eve aniden çıkagelen güzelliği, şıklığı ile güven temin eden TV muhabiri, evinizi yeniliyoruz diyerek evi soyup gidiyorlar.
Sonra şeytan giriyor devreye.
” Yok artık bu kadarını ben bile yapamam “
İnsanın aklına şu sorular geliyor?
Şeytana bile fazla gelen her türlü kötülüğü biz ondan bilerek, yükü üzerimizden atmanın vicdanî hafifliğine mi sığınmıyoruz ?
Şeytan bir bahane mi ?

” Gerçek sanatçıların değeri bu dünyada anlaşılmıyor ”

Oyunda reklamcı ve boş yazarlara da atıfta bulunuluyor.Her eve lazım Hayri karakteri, çok mantıklı şeyler yazmasına rağmen kitapları bir türlü satılmaz.Çünkü her eve lâzım hayri, kendinden emindir kitabının reklâmını yapmaya kalkmaz. Her eve Lazım Hayri üzülür, ancak ikinci kitabı çıkarmaya kararlıdır. Saçma sapan şeyler yazar, kitapları çok satılır üstelik pahalıdır da.
Gülüyoruz ama yine düşünerek.

Oyun öyle çeşitli kavram ve karakterler etrafında perçinleşiyorki, ana tema diye tek bir konu diye ele alamıyoruz. Gerek niteliği, gerek argo ile değil yaşamla- yaşadıklarımızla güldürmesi ve aynı anda düşündürmesi bizleri tekrar tekrar gitmeye davet ettiriyor.

Gerek güçlü sahne performansları, gerek takım oyunculuğu ruhu, etkileyici atmosferleri, metin, dekor müthiş bir senkronizasyon içindeydi. Belli ki aylarca çalışılmış, çok hazırlanılmış.
Ne diyelim. Var olsun Maydanoz Sapları Ekibi. Yaşasın Tiyatro.

Bu arada sizin bir dolabınız var mı ?

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.