logo

reklam

Masal Poşeti


facebook
Aysun Doğan TERZİ
seda@hotmail.com

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, poşetten gündem, poşetten yasa yapan bir ülke varmış. Bu ülkenin insanlarının bir kısmı mutlu, azimli, çalışkan bir kısmı ise biraz garip, biraz gösterisevermiş. Gösteriseverler, konuşmaları gereken yerlerde susar, susmaları gereken yerlerde avaz avaz boş bilmiş konuşurlarmış. Örneğin; et o kadar pahalıymış ki, onun yerine dana dili alınırmış. Bundan pek şikayet etmez, edecekleri vakit, ” tüketim çokluğundan pahalı canım” denilip geçiştirilirmiş. Dili yer, “dilsiz” yola mecbur devam ederlermiş.Günler böyle gelip geçerken, bir gün hiç beklemedikleri bir anda; un, çay, şeker, yağ, yem öyle bir zamlanıvermiş ki, köylünün ” usta iki kilo şeker ver” diyecek hâli kalmamış. Bu isteğin yerini, biraz ağlamaķlı, biraz durgunca ” abi 450 gram şeker versene ” almış. Alışmış artık insanlar buna. Şekeri gramla, unu kiloyla almaya. Bir gün yine yeni bir yasa çıkıvermiş” poşet yasası” denmiş adına da. Yasa koyanlar bas bas bağırmış, “çevre için ha”. Köylü, iyi de beton. Şey her yer beton, büyük betonlar diyecek olmuş , vazgeçmiş.
Bunun yerine poşet niye paralı demiş?
Bunca zaman susmuş, susmuş.
Poşet diyebilmiş.
Poşet ?

Yukarıdaki anlattığım masal, mizahi bir bakış açısının acı yansıması sayılabilir. Abartılı ve fazla da bulabilirsiniz bunu kabul ediyorum. Yaşananlardan masal yapmak, olup bitenleri biraz daha yumuşatmanın en kolay yolu idi, kendimce.
Masal anlatan yetişkinler bilir ki, masallar her zaman uyutmaz dinleyeni , bazen de uyandırır. Masalların can acıtıcı tarafları vardır. Biz pek hoşlanmayız. Bu can yakıcı taraflarından. Açıksözün, gerçeğin keskinliğine, yalanın rahatlatıcı konforunu seçeriz. Su ile yapılan hasutayı yer, kendimizi süt ile olduğuna ikna ederiz ya bunu gibi.Sütlü gibi, deyişimiz boşa değil. Bize söylenen yalan, huzurumuzu bozmaz çoğu zaman. Uykumuzu kaçırmaz, günlerce, belkilerce, didiklememiz gerekmez.
Gündelik hayatın yavan döngüsünde bir yalana ekmek banıyorsak, yalanın bal gibi farkında ve o balı yemeye devam ediyorsak, buna bir son veremiyorsak yani alan memnun satan memnun deyimi gerçekleşmiş ise, mevcut vaziyette inanmak kaderdir artık.
Eyvahtır..!
Gerçeğin altın teknesi, artık çok uzaktır.
Boş geçmişler ola
Çok geçmişler ola..

Kolaycılık kültürü doğuyor

Böyle bir kültür, böyle bir kavram yok. Bunu az önce ben buldum.Emeklemeden birden koşmaya, çalışmadan para kazanmaya, üretmeden bahçede ürün aramaya, okul yolunu su yurdu saymadan, bir yerlere gelmeyi ummaya kolaycılık, uyanıklık denir. Sağlam bir kartvizitin ardına sığınıp sıfır yetenekle siyasete soyunmaya, politikacılardan hitabet çalmaya, esnaflıktan sıkıldım belediye başkanı olayımcılığâ da kısayoldancılık denir ki, bunlar aklımızca kötüye işaret.Kolaycılık kültürüne gebe kalmış bir toplumun , gelecek nesillere hangi mücadeleden, hangi manevi zaferlerden bahsetmesi beklenir ki bu koşullarda?
Azim aşı ile tutsa , o aşıdan kalmış mıdır günümüzde.? Nur topu gibi, ” kolaycılığımız” doğuyor. Gözümüz aysın mı, aymasın mı ?
Ben bilemedim. Bilen büyükler aydınlatsın.
Bu fikirler de hep “üniversite mezunlarından” çıkıyor demek istercesine boş konuşuyor da olabilir iç yargım. Tıpkı, Akp Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Özhaseki gibi. “Hainlik edenlerin çoğu üniversite mezunu. imam hatip gençliğinin devletiyle problemi yok”  sözlerini duymuşsunuzdur, duymadıysanız da endişe değil. Zaten yarın bir gün çıkıp, “sözlerim çarpıtıldı” der. Biz de bu yalana inanırız.
“Ne varsa imam-hatiplerde var” demek bana pek masum gelmedi. Bunu çıkıp ekran önünde yapmak. Daha şimdiden ayrıştırma, kötüleştirme peşinde.Daha şimdiden kendinden olanı yüceltme peşinde izlenimi uyandırdı içimde. Metin Akpınar’ın “mizah” yaptım demesi kadar itici geldi.Kabul edilmemeli bu söylemler. Üzerine gidilmeli.Birileri yahu bu adam ne diyor demeli.Toplulukları gruplandıran, kendinden olanı değerli, olmayanı değersizleştiren, bir insan siyasi vasıflardan yoksun değilse nedir denmeli ?
Bütünleştirici, birleştirici güç devreye girmeli.

Çünkü insanlara sevgi, siyasete şefkat gerek.

Share

Yeni Yorumlar Kapalı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Atatürk’ü Sevmek

    10 Kasım 2019 Köşe Yazıları

    Atatürk… Karakteri tam bağımsızlık, yani istiklali tam olan, Müdafaa-i Hukuk temeline dayanıp, Misak-ı Milli sınırları içinde Kuvayi Milliye ruhuyla yoğrulmuş bir deha… Bir büyük önder, bizim gibi bir Türk, Atatürk… Atatürk'ün bıraktığı tek miras, akıl ve bilim yoludur. Günümüzde Atatürkçülük, bugünkü aklın ve bilimin gösterdiği yoldur:Bu yolun da Demokrasi ve İnsan Hakları olduğu açıktır! Türkiye Cumhuriyeti, kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de vurguladığı gibi ilelebet yaşayacaktır. Çağdaşı olarak kurulmuş birçok devlet v...
  • Farklı Başkan Mehmet Sarı

    04 Kasım 2019 Köşe Yazıları

    Amasya'nın çalışkan Belediye Başkanı Mehmet Sarı halkın gönül tahtına oturmayı başarıyor ve halkın gönlüne taht kurmuş. 31 Mart yerel seçimlerinde Amasya için tarihi bir fark sayılacak rakamla Belediye Başkanı koltuğuna oturan Mehmet Sarı belkide bir çok siyasetçinin örnek alması gereken bir durumu gözler önüne seriyor. Sahada halkın gönlünde olan Belediye Başkanı Mehmet Sarı'yı Amasya halkı bağırlarına basmış vaziyette. Güvenli… Oldukça rahat… Kendini güçlü ve… Çok şanslı hissediyor. Çünkü kaptanlık koltuğuna oturduğu Amasya Belediyesi...
  • Huzur veren gazete

    16 Ağustos 2019 Köşe Yazıları

    Amasya'nın Sesi Yorum Gazetesi asla milletimizin değerlerine ters düşecek bir yayıncılık anlayışını benimsemediği için, okuyucu nezdinde güven tesis etti. “Huzur Veren Gazete” okuyucularımızın bize verdiği payedir. Vatanseverlik bizim temel şiarımızdır. Bu noktada mihenk taşımız, okuyucunun bize dair kanaatidir. 16 Ağustos 1986, pek mütevazı ekonomik imkânlarla yayın hayatına başlayan Amasya'nın Sesi Yorum Gazetesi, Yerel gazetecilikteki zorlu rekabet şartlarına rağmen 34 yıl boyunca istikrarlı ve kaliteli bir yayıncılık anlaışı ile Am...
  • Sonbarlı Yaz “Aysun Doğan Terzi” Yazdı

    23 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Serin geçen Temmuz mu. Akıllara zarar. Hiç görmedik efendim böylesini. Aktüelite, siyâset, şimdi kimin umrumda. Bu serinlik bu ayda en mühim konu.Takvim 22 Temmuz’u gösterirken dışarıdaki hava tam tersini söylüyor. Mevsimlik montlar kurtuldu sayılır bir yerde, naftalin kokan dolaplardan.Bu serinlik hayırlara olsun da, seksenlerinde babam bu yaşına kadar böyle bir temmuz ayı hiç görmediğini söylüyor.Yaz gecelerinin olmazsa olmazı serin karpuzlar, buz gibi limonatalar buzdolaplarında öylesine bekliyor.Çekirgeler, tarla kuşları da ortalıkta yo...