logo

reklam
12 Şubat 2018

Mavi Ev

Merhabalar Sevgili Yorum okuyucuları..

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölgedeki terörist grupları temizlemeye yönelik başlatmış olduğu Zeytin Dalı Harekâtı tüm hızıyla devam ediyor.
Amasya Belediyesi ile Hayatcan Derneği işbirliğiyle ‘Mehmetçiğimiz üşümesin, Mehmetçiğimiz düşünmesin’ kampanyası kapsamında sağlanan destekle tam bin takım paket hazırlandı.
Amasya Belediyesi ve Hayat Can derneği iyiki varsınız.
Mavi Ev
Rengarenk boyaları,gösterişli yapıları ile büyük ihtişamlı evler yapıntı mutlulukların ülkesi gibi gelmiyor mu size de ?
Yahut,evler de biraz bizler gibi değil mi?
Bir evin önünden geçerken,evin bir surete büründüğünü,dert yandığını görebiliyor musunuz?
Ben görüyorum.
İnsan olmakla ilintili ne varsa; acı,kin öfke nefret kıskançlık.. ve ya
Yokluk.
İnsani duygulardan yoksunluk.
Ev ahalisinin derdini,hüznünü taşıyor ev.
Neden niye bilmem,kimileri için ürkütücü evler bana sevimli ve sıcak gelir hatta onları daha asil bulduğumu söylebilirim.
Asilliğin görüntüyle değil,ruhla ve duruşla olduğunu söylememe gerek yok sanırım.
Evet..
Evlerin de ruhu vardır!
  • Yaşanmışlık varsa içinde,elbette bir ruh barındır.
Kolonları yılgın,ruhları sağlam evler; benim huzur bulduğum evler.
Bir Ev için bir ömür boyu çalışıp, balkonundan gün doğuma tanıklık edemediğiniz evler affedin; bana göre hayalet evler..
Bir ev vardı,yıkık dökük..
Bir ev vardı,sürgün ve mavi..
Bir ev vardı,üç odalı..
Hayalinden beş balkonlu,
Doğu’sunda gün doğumu..
Batısı’nda gün Batımı
Kuzeyinde yıldızları..
Sema’da ay’ı
Seyre dalmak hayattı.
Bahçesinde
Japon Visteryası
Yağan yağmurla gelen,
Visteryanın essiz kokusu,
Ölümsüz bir aşk gibi,
Yüreğime
Yağardı! Her yeni günün telaşı,
Koşan çocuklar,
Çiçek ,çiçek..
Dolaşan balcı arılar,
Bir civcivin doğuşu,
Aç bir atmaca’nın,
Yavru bir serçeyi,
Yuvasından alması
Minik serçe’nin direnişi,
Ve benim kahrolası kayıtsızlığım..

”… Benim şehrim; içinde İris(Yeşilırmak) Irmağı’nın aktığı geniş ve derin bir vadide kurulmuştur. Kişi emeği buraya hem şehir hem kale özelliklerini çok iyi biçimde sağlamıştır. Çünkü burası çok yüksek ve sarp kaya olup dimdik ırmağa doğru iner ve ırmağın çevresinden şehrin kurulmuş olduğu yerde, kıyıda bir duvar ve her iki yanda da sivri tepelere doğru uzanan duvarlar vardır. Bu tepeler iki tane olup doğal bir biçimde görkemli bir kule gibi yükselmektedirler. Bu çevre içinde kralların hem sarayları hem de gömüt anıtları bulunur. Her ne kadar şimdi bir eyalet ise de Amaseia(Amasya) bir dönemler krallarındı.”
Bu hafta sizlere,Tarihte ki en eski Atlaslar’dan olan 17 ciltlik coğrafya(geographika) adlı eseriyle anılan,millattan önce 1. yüzyılda bugünkü Amasya’da yaşamış olan yeryüzünün ilk Coğrafyası olan Strabon’dan kısaca bahsetmek isterim. Strabon ismi aslında kendisine takılmış olan bir lakaptır.
Devrinin en önemli Eğitim merkezlerinden biri olan Nysa’da iyi bir eğitim almış olan Strabon, çok seyahat etmiş, özellikle Anadolu ve çevresinde yapmış olduğu geziler sırasında bölgeyi çok iyi tanımıştır. Coğrafya adıyla tanınan on yedi bölümlük yapıtında ise yalnızca gezdiği ve gördüğü yerleri anlatmakla yetinmemiş, buralarda meydana gelen tarihi olaylar hakkında da ayrıntılı bilgiler vermiştir. Strabon Dünya’da sadece tek bir Okyanus bulunduğunu ve sürekli batıya doğru gidildiğinde Hindistan’a varılabileceğini belirtmiştir. Bu yapıtında İspanya, İngiltere, İtalya, Yunanistan, Karadeniz,Hazar Denizi, Anadolu,Mezopotamya, Suriye, Arabistan, Mısır, İran ve Hindistan’a ilişkin bilgiler vermiştir. Ancak bu bilgiler Ansiklopedik düzendedir ve ayrıca her bölge için aynı seviyede değildir. Matematiksel Coğrafya’ya gereken önemi vermemiştir; çünkü amacı, bilinen Dünya’nın genel bir görünümünü sunmaktır. Dağlar, ovalar, denizler, bitkiler, kentler, yollar, köprüler, önemli binalar ve hatta önemli kişilerden bahsetmiş ve dağların oluşumunu ise iç basınçla, yanardağların oluşumunu yerin içindeki rüzgarlarla, akdeniz adalarının oluşumunu ise yanardağlarla veya çökmelerle açıklamaya çalışmıştır. Eskiden beri bilinen deniz ve karaların yer değiştirdiği kuramına inanmıştır. Zaman zaman çöküntülerin sularla kaplanabileceğini veya deniz tabanlarının fışkırmalar sonucunda yükselebileceğini, bunun en iyi kanıtının dağlar tepelerinde bulunan deniz hayvanlarının kabukları olduğunu söylemiştir. Strabon, suyun erozyon gücünden de haberdardır.
Bununla birlikte, Strabon, “nedenler” ile ilgilenmiyordu; bir incelemeci değil, betimci idi ve aslında aydın yön ve amaca da pek iye bulunmuyordu. Buna karşın, Strabon yaptığı işin mantığından kaçınamamıştı. Olayların ya da şeylerin “nerede” olduğunu anlatırken düzeni araştıracak ve böylece bağlantıyı kuracak bir çerçeve belirleyecek bu sorunun yanıtını bulmak durumunda idi.
Dünya’nın pek çok yerini dolaşıp, 57 yaşında benim memleketim dediği Amasya’ya geri dönmüş ve ömrünün geri kalan yıllarında burada geçirmiştir ve burada öldüğü varsayılmaktadır.
Dünya’ya Ve Güzel Amasya’ya onun gözünden bakmak,görmek ve anlamak ümidiyle..

Share
287 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.

hd porno sikis izle