logo

reklam

“Salepçide buluşalım”

“Salepçide buluşalım”

Hafta’nın Sesi Halkın Sesi Aysun Doğan Terzi

Son zamanlarda kendi kendime, yeni icadlar çıkarmayı sever oldum. Yeni alışkanlıklar, yeni keşifler. İcad dediysem aklınıza bilim gelmesin. Nostaljik keşifler diyelim. Bu nostalji keşfimin bir başka durağı, Salepci Dursun’un yeri oldu. Sıcak, samimi fazlasıyla bizden bir yer. 70’li ve 80’li yılların o yüksek ruhunu her köşesinde görebiliyorsunuz.

Kapıdan daha ilk girdiğim o an, Zeki Müren’in
“Güzelsen güzelsin, yok mu benzerin goncadır
İlk hali bütün güllerin Aklımda kalmazdı yüzün, ellerin
Ah bu şarkıların gözü kör olsun”
eseri çalıyordu plakta. Zihnimde tertemiz aşkların yaşandığı, kültürümüzün bu kadar deforme olup, toprağı kaymadığı enstantaneler canlandı. Bir dönemi kaybedişin hezeyanı, yeniden canlandırma, hatırlatma arzusu ile dolup taşarken, burayı yazmalıyım dedim.

Günümüzde ne yazık ki, yabancı isimli mekanlar, kendi kültürümüzü yansıtmayan içecekler, yüksek sesli yabancı pop müzik bazı işletmeler için ” Çekici unsur” işlevinde. Çağdaş olmanın, farklı kültürleri tanıtmanın karşılığı bu olmamalı. Kendi kültürüne (özüne) yabancı bireylerin, başka kültürleri bizlere nasıl ve ne ölçüde tanıtması beklenebilir ki? Özenti kültürünü yayma olur olsa olsa. İşte tam da bu sebeple benim gibi düşünen, hisseden insanların yeri salepçi Dursun.

Sade bir yer. Albenisi, renkli bir paketi yok.
Gösterişten uzak, kapitalist kandırmacalar yok. Sade su bardakları, sade fincanlar, bolca güler yüz. Dolu bir kitaplık. Türk sanat müziği, Türk klasikleri. Çok açık “Önce ruhunuz doysun” Göz de doyar, midede. Anlamını çıkarıyorum buradan.

Ruhu aç bırakmak, içinde hiçbir bir cisim bulunmayan mekanlara benzemez mi hem ?

Müşterilerine çay doldururken gördüm, Dursun bey’i. Hem Amasyalılara salep kültürünü yeniden hatırlattığı için bir teşekkür etmek, hem de merak ettiklerimi sorma fırsatı bulabildim. Ve sizler için kısa bir söyleşi hazırladım.

Salep kültürünü bizlere nasıl anlatır mısınız?

Öncelikle salep bizim özümüzde vardır. Bize ait bir kültürdür. Türkler, Islâmiyet’e geçtikten sonra alkollü içeceklerin yerine, şıra, boza ve salep içerler. Sekiz asırlık bir kültür anlayacağınız.Osmanlı döneminin saray mutfağında sıkça tüketilen bir gıda maddesi olan salep; Anadolu’da “Çayırotu” ya da “Çam çiçeği” olarak da anılır. Bizim kullandığımız salebin yerel ismi, Dağ salebi. Salebin üretildiği orkidelerin esas doğum yeri Türkiye’dir. Vatanımızdır.

İçeriğinde neler vardır ?

Dağ salebi yıkandıktan sonra önce süt veya suyla kaynatılır, ipe dizilir ve güneş zarar vereceği için gölgede kurutulur, kurutulduktan sonra değirmende toz hâlini alıncaya kadar öğütülür, toz salep elde edilmiş olur. Salep kadar sütün tazeliği, kalitesi, yağı önemli. Gerçek Salebin pişirildiği neyle piştiği çok önemli. Gerçek tadı veren bu çünkü. Dışarıda satılan salepler, çoğunlukla suyla pişiriliyor ya da içine hangi katkı maddesi konulduğu bilinmiyor.

Sağlığa bir yararı var mıdır?

Olmaz mı. Bu nasıl soru. Hazmı kolaylaştırır, vücudu ısıtır. Soğuk algınlığı ve gripte sıcak salep içilmesi boğazı rahatlatır, vücut direncinin artırılmasını sağlar.Kuvvet verici ve besleyici özelliği de vardır.Salep ishal, mide-bağırsak iltihaplanmaları, bronşit ve öksürüğe iyi gelir.Tarçın ve zencefil ile birlikte kullanılırsa da şifa. Kalbi güçlendirir, sinirleri yatıştırır. Kabızlığı giderir.
Daha sayamadığım onlarca etkiye sahiptir.

Az önce laf arasında “Salep diye yazılır, Salepci Dursun diye” okunur derken ne demek istediniz ?

Eskiden kış aylarında sokak aralarında satılır, kapı kapı gezilirdi. Şimdi biz onu, nostaljik bir atmosferle mekanlara taşıdık.
Her kesimden insanlar geliyor buraya. Temel felsefemiz şudur ” İnsanı yalnızca insan olduğu için seviyoruz” Aileler, çocuklar, gençler, her yaştan insan burada kendisinden bir şey bulur. Amasya dışından bile merak edip gelelerimiz oluyor. Turizme ve kültürümüze bir katkım oluyorsa ne mutlu. Bu yüzden, Salep diye yazılır, Salepci Dursun diye okunur derim.

Gelsinler, görsünler..

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.