logo

reklam
26 Şubat 2018

Sıcak  havalar ve kurak kış sektörü derinden vurabilir..!

 

Kış aylarını yaşadığımız bu dönemde,mevsimin normallerinin üzerinde  seyretmesi,beklenen yağışların yağmaması çiftçiyi korkutmakta.
Çiftçinin  umutsuzluğu,tüketicinin de mutsuzluğu demek.
Giyim sektörü de bu mutsuzluktan nasibini alanlar arasında.Kışlık kıyafetler reyonlarda asılı kaldı.
Ayrıca ciddi bir su sıkıntısı ile karşılaşmamız söz konusu.
Bu kurak kış  umarız,mart ayında yerini yağışa bırakır.

Amasya’da da Okuma Yazma Seferberliği

Geçtiğimiz hafta bizleri sevindiren önemli haberlerden biri’Okuma Yazma Seferberliği’ projesi oldu.Bu proje sayesinde  amaç,belli bir yaşa gelmiş vaktinde  okuma yazma öğrenememiş insanların geç de olsa okumasını sağlamak.
Bu projeye yönelik çalışmalar Amasya’da da başladı.
Amasya Valisi Osman Varol, Amasya’da okuryazarlık oranının Türkiye ortalamasına göre çok iyi olduğunu ama okuma yazma bilmeyen kimsenin kalmaması için çalışmalarına devam edeceklerini dile getirmişti geçtiğimiz hafta.

”  Şu Tabelayı Okur musun ”

Okuma Yazmanın önemini ve  bilmeyenlerin neler çektiğine bir çok kez  tanıklık etti gözlerim.
Rahmetli annem de  okuma ve yazma bilmeyen bir kadındı,dört tane erkek  kardeşin içinde “sen kız çocuğusun” okuyamazsın deniyor.
Kırsal kesimde kız çocuğu olmak.
Bilirsiniz..
Annem ve ben bir yaz tatilinde,İstanbul’a gitmek üzere bir otobüse binmiştik,saatler sonra mola yerine geldiğimizde,insanlar alışveriş ve yemek için inmişlerdi,biz ise hiç bir mola yerinde inememiştik.Annemin  gözlerindeki o korku,okuma bilmemesinden kaynaklı,altı yaşında bir çocukla yanlış bir otobüse binme ihtimalinin korkusuydu.
Duraklarda ve hastanelerde muhakkak denk gelmişsinizdir;orta yaşlı bir teyze size doğru yaklaşıp okuyamadığı otobüs tabelasını,utana sıkıla sorar.Yahut hastanede elinize  bir bandrol tutuşturuverir “bir bakıversen”
Markette fiyat etiketini..
Kimileri cahil olarak adlandırır;
Kırk sene öncesinin okuyamayan çocuklarını..
Eğitim hakkının elinden alınıp,küçük yaşta evlendirildiği gerçeğini bilmeden,
Okula değil çıraklığa gönderilen,
Omzuna simit sepeti tutuşturulan..
Hiç bir çoçuk bunları hayal etmez,edemez.
Hiç bir yetişkin de bu durumda olmayı.
Biraz  kurcaladığınızda hikayesi içinizi acıtır.
Başkalarının hayatları hakkında kolayca hüküm vermek, ahkam kesmek  çok kolaydır. Zor olan o insan için neler yapabileceğinizdir,
okuma yazma seferliği tamda böyle bir proje.
Duyarlılığın,geleceğe ışık tutmanın,o insanları yeniden topluma  kazandırmanın ilk ve en önemli adımı.
Bu proje Muhtarlar,Öğretmenler ve Eğitim gönüllüsü vatandaşlar iş birliği ile yürütülecek.
İlyas Köy Okulumuz Yönetimi ve Öğretmenleri bu proje için kolları sıvamış durumda.
Bir veli olarak,gurur duyuyorum köyümüz okuluyla..
Yıllar önce köye taşınma fikrimi arkadaşlarımla paylaştığımda “emin misin, çocukları bir köy okuluna göndermeye? ” demişti  cevaben tebessüm etmiştim.
Ve eklemiştim; eğitimi dört ayaklı bir masaya benzetirim:anne,baba,öğretmen ve okul  masanın bütününü kaplar,eğer ayaklarından biri eksik olursa o masa çöker.
Bizim masa kaya gibi sağlam.
Okul ve Öğretmen ayağıda öyle.
Öğlen  aralarında, dinlenmeyip öğrencisine kurs vererek geçiren öğretmenleri  de gördü gözlerim,
Okul bahçesini çalışanları ile  bahçe süren, Okul müdürünü de,
Büyük bir özveri ve emeği gördü..
Ve en önemlisi;bahçesinde neşeyle oynayan  gözleri ışıl ışıl,
geleceğe umutla bakan çocukları gördü.
Affedin ne çok konuştum.

“İnsan Kendini Tanı”
Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormus. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormus. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş.
İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar.
Sonuç: Ikinci adam çok daha fazla ağaç kesmis. Birinci adam öfkelenmis: “Bu nasil olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken ise başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?”
İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş: ”
Ortada bir sır yok.. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.
Kendimizi geliştirmek,baltamızı bilmektir.

Sevgiyle,sağlıcakla kalın.
Bol yağmurlu günler ümidi ile. .

Share
425 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.

hd porno sikis izle