logo

reklam

Venüste Mihrî

Aysun Doğan Terzi

Osmanlı döneminde çok önemli bir yere sahip olan Amasya; Şehzadelerin görev ve eğitim yeri olmasi sebebiyle “Şehzadeler Şehri” olarak anılır. Osmanlı şehzedelerinin göz bebeği olan bu ezeli şehir aynı zamanda çok katmanlı bir kültür hazinesidir. Bağrında nice şairler büyütmüş,nice şiirlerin vuslat imgesi haline gelmiştir. Niceleri varki bunlardan birisi, cüretkarlığı ve güzelliği ile hayranlık uyandıran Mihri Hatun.
Gelin hep birlikte zamana kısa bir yolculuk yapalım; Tarihimiz ve Edebiyatımız açısından çok önemli bir yere sahip olan bu sıradışı kadını kısaca hatırlayalım.

Mihrî Hatun, “Mihrinnisa” ya da “Fahrünnisa”dır, Kadınlığın Güneşi. On beşinci ve on altıncı Yüzyıl Divan Şairleri arasında çok özel bir yeri vardır Mihri Hatun’un. Amasya’ da doğmuştur. Kadı kızı olan Mihri, Arapça ve Farsça olarak Edebiyat eğitimi ile aynı zamanda da dini bilgilerini de Alimlik seviyesinde öğrenmiştir. Olanca güzelliğine rağmen tüm taliplerini geri çeviren Mihri hiç evlenmez. Kültürü, bilgisi ve şairane özelliklerine olması sayesinde edêbi çevrelerce kolayca dikkatleri üzerine çekmeyi başarır. O sırada Amasya Valisi olan II.Beyazıt’ın da dikkatinden kaçmaz. II.Beyazıt’ın dikkati üzerine saraya girip çıkması kolaylaşmıştır. Mihrî aynı zamanda ahlak güzelliği ve iffeti ile de ön plana çıkar.Saray kadınlarının da kalpleri fetheden Mihri Şehzade’nin annesi ve sarayın ileri gelen kadınlarıyla sohbet arkadaşı olur.Mihri Hatun birçok talipleri olmasına rağmen, evlenmediği görünüyor.Kaynaklara göre neden evlenmek istemediği bilinmemekle birlikte o dönemin önemli şairlerinden biri olan Necâti Bey’e içten içe hissi hayranlık beslemeside söylentiler arasında. Bu hayranlığını hiç çekinmeden gazellerine işlediğini görmekteyiz. Dili kuvvetli fakat o döneme göre bir o kadar sadedir.Mihri o aşkı kullandığı “redifler”le cesurca dile getirmiştir:

Âteş-i gamda kebâb oldı ciger döne döne. (Gam ateşinden ciğer döne döne kebap oldu)
Göklere çıkdı duhânumla şerer döne döne. (Dumanım ile kıvılcımlar döne döne göklere çıktı)

Ancak Necâti Bey, Mihri Hatun’un şiirlerinde kendisini esin kaynağı yapmasından pek de memnun değildir ve o da ona hitaben:
“Ey benim şiirime nazire söyleyen Mihri Hatun, edep yolundan çıkmaktan sakın! Şiirim, vezin ve kafiye ile Necati’nin şiirine eşdeğer oldu, deme!”

Gazellerinde kadınsı dil

Cüretkâr tavrıyla bilenen Mihri Hatun’un yaşadığı dönemde kadınların,erkeklerin bulunduğu meclislere girmesi pek kolay değildir.
Neticede Mihri Hatun neredeyse her dönemde olduğu gibi kadınların sosyal yaşamda, edebi sohbetlerde erkekler tarafından soyutlandığı, erkeğin bir adım gerisinde kaldığı dönemlerin birinde yaşamıştır. Tarzı ve tavırları dönem erkeklerinin eleştirisine hedef olsa da doğru olduğuna inandığı şekilde davranmaktan ve yeteneğini sergilemekten vazgeçmemiştir.
Kendi evinde de şiir ve musikî toplantıları düzenleyip, şiir atışmalarında erkeklerden geri kalmamıştır. Pr.Dr Mehmet Aslan’ın ‘Mihri Hatun Divanı’ kitabında bu atışmalara şu şekilde yer verilmiştir:
Kâmûsul -A’lâm :” Zamânı üdeba ve zurefâsiyla ülfet ü ünsiyyet iderdi.”
Osmanlı Müellifleri : ” Konagı mecma-ı vü şu’râ idi.”
Beyânî :Şu’arâ ve Zürafâ ile Mihr ü muhabbet ve sohbet ü Ülfet üzere..”
Kınalızade Hasan Çelebi tezkiresi:
Egerçi zamânında Şu’arâ ve Zürafâ ile sohbet ü Ülfet ve Mihr ümuhabbet üzre olunurmuş.” Gelibolulu Âlî: Mu’ âsırları olan Şu’arâ ile letâ’ife mâ’il…”

Mihri Hatun, dönemin şanslı sıfatına nail görülen ender kadınlardan biridir.. Ancak hemcinsleri onun kadar şanslı değil-dir. Ayrımcılık,küçümsemeler ve haksızlıklar o dönemde de söz konusudur.Hemcinslerine adeta düşünce öncüsü olur ve her fırsatta onları çekinmeden cesurca ifade eder:

“Çünkü nakıs akl olur dirler nisa / Her sözin mağrur tutmakdur reva
Lik Mihri dainün zannı budur / Bu sözi dir ol ki kamil usludur
Bir müennes yiğ durur kim ehl ola / Bin müzekkerden ki ol na-ehl ola
Bir müennes yiğ ki zihni pak ola / Bin müezzekkerden bi-idrak ola.

Kadınlar eksik akıllı olur derler /Bundan dolayı, onların her sözünü boş saymak yerinde olur derler,
Mihri duacınızın zannı budur ki, olgun ve akıllı kişiler şu sözü söylerler:
Becerikli bir kadın, beceriksiz bir erkekten iyidir/Zihni açık bir kadın, anlayışsız bin erkekten iyidir.

Divan şiirindeki erkek hegemonyası yıkan, ilk Türk Kadın şairelerden biri olan Mihri Hatun; Batıda “Türk Sapphosu” olarak adlandırılmıştır. Onu Türk Sapphosu olarak tanımlayan kişi ünlü tarihçi Joseph Von Hammer Purgstall’dir. Divânı 1967’de Moskova’da basılmış ve yayımlanmıştır. Almanya, Avusturya ve Hollanda’ da Ders kitaplarında şiirlerine yer verilmektedir.

Venüs’te bir kratere ismi verildi

Venüs yüzeyinde keşfedilen kraterlere dünya tarihindeki önemli kadınların isimleri verilmiştir. NASA 90’lı yıllarda keşfettiği kraterlerden birine ise “Khatun” yani “Hatun” ismini vermiştir. NASA’nın resmi kaynaklarına göre bu kratere “Türk Şair Mihri Hatun”anısına bu isim verilmiştir.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.