logo

reklam

Yenilenebilir miyiz ?


facebook
Aysun Doğan TERZİ
seda@hotmail.com

Haftalardır kafamı meşgul eden konular üzerine düşünüp duruyorum.Yazacak o kadar çok şey varki, terslikler, zıtlaşmalar, ardarda yapılan hatalar hangisini yazmalıyım diye düşünüp dururken, açık kalan tv’den Cumhurbaşkanın sesi yankılandı; ” Yenileneceğiz ” Yenilenmek, yapılan hataları bir daha tekrar etmemenin garantisi olamayacağına göre, nasıl ” Yenileniriz ” ?

Bilmem farkında mısınız, toplum olarak öyle bir noktaya geldik ki, bir kelime ile terörist, bir kelime ile yandaş, bir kelime ile fetö yanlısı, bir renk ile vatan haini, iç düşman olarak yargılanabiyorsunuz.Çok enteresan değil mi ? Daha enteresan olanına geçtiğimiz günlerde denk geldim. Sözde yazarımız katıldığı programda Atatürk’e ve Cumhuriyetcilere hiç utanmadan hakaret ederken, kendisinin yıllar önce hoca efendisine olan bağlılığını kanıtlamak için ‘gözyaşlarını da katık edip yaptığı’ çorbasıyla ilgili tweeti vatandaşlar tarafından hatırlatılınca daha da hiddetlenip yüksek tondan ” Vatan haini, dinsizler, soysuzlar ” diyebildi.. Mahcubiyet yok.Kızarıp, alnını yere düşürmek yok. Bu cesaretin ve pişkinliğini kaynağı nereden gelmişti ? Adaletin hiç sayıldığı, ayrışmanın ve haksız yargılamaların, en üst seviyesine varmış iken nasıl ” Yenileniriz ”

Bir çocuk farz ediyorum, ailenin kültürel zenginliği olsun veya olmasın, evin ortalama bir demokratik düzeni varsa, baba eve geç geliyor, baba evi ihmal ediyorsa çocuklarının rızkını, sağda solda öğütüp evdekilerin ne yediğini, ne giydiğini pek önemsemiyorsa, çocuk buna aferin babacım, alkışlar babacım mı der ? Farz ediyorum bir kaç kelime etti, bu o çocuğu evine ve ailesine karşı nankör mü yapmış olur ? Çocuk evine konuşarak ihanet mi etmiş olur ?

Aynı baba evine bağlı, evin aile değerlerini ve aile bütünlüğünü koruyor. Çocuğun sosyal çevrede konumu da oldukça iyi. Ama baba, bütün bunları yaparken kendini ihmal ediyor, kendi iç sesini dinlemiyor, eskisi kadar iyi görünmemeye başlıyor. Çocuğun babasına, müdahale etmeden ” Baba olmuyor böyle” deme hakkı yok mudur? Vardır efendim, vardır diyor iç sesim.Gel gelelim ki kazın ayağı öyle değil. İnsanlar iktidar  ve partisi ile ilgili düşündüklerini eveleyip geveleyip dururken nasıl ” Yenileniriz”

Parti logosu uğruna, insani değerler, ortak değerler ve islâmî değerlerin kurban edildiğinden bu yana, nidalar eşliğinde ortalıkta dolanıp duran garip kitleler, kendileri gibi düşünmeyen kim varsa onlara karşı kinle dolan, insanlar varken biz nasıl  “Yenileniriz ”

Bir parti logosunu benimsemenin geçmişi; ecdadımızı (osmanlıyı) sevmek anlamına geldiğine inan,
Bir parti logosunu benimsemenin; Allah’ın yeryüzünde yaşayan kulları için koymuş olduğu kurallara riayet etmek olduğunu savunan,
Bir parti logosunu benimsemenin; vatanını sevmekle eş değer olduğunu sanan,
Bir parti logosunu benimsemenin; ancak ahlaki erdemlerle olduğunu varsayan,
Bir parti logosunu benimsemenin; Atatürk’ün açtığı yoldan gitmek olduğunu düşünen insanlar varken nasıl ” Yenileniriz ”

Yenilenmeyi istemek iyidir güzeldir de, mümkün müdür yaşayıp göreceğiz. Hata insanoğluna mahsustur der büyüklerimiz. Ortada hatalardan yapılan koca pasta var. İçi kin, hınç, hırs, Düşmanlaşma ve intikam dolu. Mevlâna dostlarını tanımak için hata yap, demiş. Hatalar değil.Albert Einstein, “Hiç hata yapmamış adam, yeni bir şey denenmemiştir” der, ama yine aynı insan bir hatayı iki defa tekrar etmeyen, en mükemmel insandır, diyerek hata yapan insanın ikinci kez şansı olsa bile pek mükkemmel olamayacağını belirtmek ister. Sultan II Abdülhamid Han ise , günümüzün siyasî ruhunu da uygun, “Tekerrür eden şey tarih değil, işlenen hatalardır “der. Hataların tekerrür ettiği, karanlık döngüden çıkmanın ümide ile, Tolstoy’un çok sevdiğim sözüyle bitirmek isterim;

Ufak bir hatanın cezasını, kıyamete kadar çekersin.

Mutlu Haftalar..

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ

    18 Temmuz 2019 Köşe Yazıları

    15 Temmuz direnişimizin ve zaferimizin 3. Yıldönümü’nü kutladık. 15 Temmuz, tıpkı Çanakkale Zaferimiz gibi, tıpkı İstiklal Savaşımız gibi, tarihimizdeki sayısız zafer ve başarı gibi bize, hepimize aittir. 15 Temmuz, milletin ortak direnişidir, ortak zaferidir. 15 Temmuz, her türlü farklılığın üzerinde, her türlü siyasi görüşün, yaklaşımın, oluşumun üzerinde, siyaset üstü bir değerimizdir. 15 Temmuz, tarihe altın harflerle yazılacak bir geceydi. Türk halkı adeta üzerine Çanakkale ruhundan bir parça üflenmiş-çesine sokaklara döküldü, millet 2...
  • Temmuz bir kıyametti yıllar önce..

    16 Temmuz 2019 Köşe Yazıları

    Temmuz bir kıyametti yıllar önce.. Evimden kilometrelerce uzak, annemin bir zamanlar çiçeklerleriyle konuştuğu balkonunda, ılık yaz rüzgarlarına kapılmış, bir elma ağacı gibi kâh oyana, kâh buyana sallanıp duruyorduk. Demli çayımız, bir parça umut katığımız ile darıdünyanın, ertesi gününe umulmaz hayaller kuruyorduk.Küçük ve basit hayallerdi. Çarşamba pazarına gitmek gibi, uygunundan bir kaç kilo çökelek almak gibi..Bahçeden taze fasülye toplayıp, bol yumurtalı kavurmasını yapıp komşularala hep birlikte yemek gibi. Dedim ya küçük ama, darıdüny...
  • Yenilenebilir miyiz ?

    01 Temmuz 2019 Genel, Köşe Yazıları

    Haftalardır kafamı meşgul eden konular üzerine düşünüp duruyorum.Yazacak o kadar çok şey varki, terslikler, zıtlaşmalar, ardarda yapılan hatalar hangisini yazmalıyım diye düşünüp dururken, açık kalan tv'den Cumhurbaşkanın sesi yankılandı; " Yenileneceğiz " Yenilenmek, yapılan hataları bir daha tekrar etmemenin garantisi olamayacağına göre, nasıl " Yenileniriz " ? Bilmem farkında mısınız, toplum olarak öyle bir noktaya geldik ki, bir kelime ile terörist, bir kelime ile yandaş, bir kelime ile fetö yanlısı, bir renk ile vatan haini, iç düşman ola...
  • Kraldan Çok Soytarıları!

    26 Haziran 2019 Genel, Köşe Yazıları

    Bu yazıyı uzun da olsa okuyun… Çünkü; Hayat bu… Bugün varsın, yarın yok… Tuhaf ama gerçek… Dün zirvedeyken bugün yerlerde olmak da yaşamın gerçeklerinden… Ne sonsuz bir yaşam var bu dünyada, ne de zirvede olmak… Her şeyin bir başlangıcı, bir de sonu var… Sonsuzluğun sahibi yalnız yaratan… Ne karşı koyabilirsiniz, ne itiraz edebilirsiniz O’nun adaletine… "Keşke" dersiniz içinizden ama… O keşkeler sizi boğacak duruma geldiğinde de iş işten geçmiş olur zaten… Öyleyse keşke demeden yaşamak için, hayatın farkında olmak gerekmez mi?.. Yani farkı far...