logo

reklam
11 Mart 2019

Aday mı Seçmen mi?

Kim aday olacak sorusunun seçmen açısından büyük dilimi merakını gidermiş oldu. Şimdi seçmende kim BAŞKAN olacak sorusu gündeme geldi.
Elbette devamı gelecek! Örneğin, kimler başkan yardımcısı olacak!
Sandık demokrasilerde herkes için eşit kurulur…
Ancak halkın öne çıkardıkları sandıkları doldurur.
Hatta son yıllarda özellikle sandıkları doldurur ifadesinin sandıkları patlatır şekline dönüşmüş halini muhtelif seçimlerde Amasya’da yaşadık.
Meseleyi genel hatları üzerinde konuşarak tabiri caizse top çevirmeyi bırakıp görünenin üzerinde beyin jimnastiği yapmakta fayda var.
Evet görünün odur ki, Amasya’da seçimler üç partinin mücadelesi şeklinde geçecek.
Kadere bakınız ki, bu üç partiden, iki parti seçimlere kimi şehirlerde bir arada girerek birbirlerine destek olmaya karar vermiş iki parti.
Fakat Amasya’da durum böyle olmayacak.
Dişe diş bir mücadeleye şahit olacağımız şimdiden ortaya çıkmış dersek yanlış olmaz!
Bahsettiğim partilerin AK Parti ve MHP olduğunu anlamış olduğunuz açık.
İki parti adayları ve daha da çok liderleri üzerinden büyük bir seçim mücadelesine girecekler.
Bir partinin kendisine en yakın rakip gördüğü diğer partiyle sandık ortaya konulduğunda mücadeleye girmesinden daha doğal bir şey olamaz öyle değil mi?
“Elbette öyledir” dediğinizi duyar gibi oluyorum!
Burada benim bir “keşkem” var!
Keşke Amasya’da öne çıkan AK Parti Adayı Cafer Özdemir ve bu ismi zorlayan CHP adayı A. Serpil Saraçoğlu ve MHP adayı Mehmet Sarı bulunuyor. Bu adaylar, parti liderlerinin karizmasını sandığı yansıtma mücadelesini seçim stratejisi olarak görmese…
Keşke adaylarının karizmaları üzerinden sandığın rengini belirlemeye çalışmasa…

Peki ne yapsa?
Bütün bunların yanında şehir için bir eylem planı ortaya koysa ve bunun üzerinden seçmeni etkilemek için çalışmalarını yoğunlaştırsa.
Sandıkta sonucu ayakları yere basan vaadler değiştirebilse…

Keşke!
Oylar en iyi gelişen ve büyüyen şehrin geleceğine yönelik projeleri yapacağını söyleyip bunun planlarını ortaya koyanlara gitse…
En güzel yolları planlayan aday bir kaç adım öne geçse…
Kentsel dönüşüm yaklaşımıyla şehre ahenk katacak projeler sandıkta ipi göğüsleyeni belirlese…
Tarihi dokuyu koruyacağını söyleyen ve bunu en inandırıcı şekilde ortaya koyan aday en çok alkışı alsa…
Şehri kütüphanelerle donatacağını söyleyip bu sözünü ayakları yere basan bir proje haline getiren adayın destek ibresi birden yükselse…
Sinemaları, tiyatroları elbette bizim milli ruhumuzu diri tutacak projelerle halkın karşısına getireceğini üstüne basa basa anlatan aday birden desteğini hatırı sayılır bir oranda artırabilse.

Yoksa kahveye gidip okeyden başını kaldıramayanlara selamlama yapmak…
Onlara partinin liderinden selam getirdiğini söylemek…
Siyaseti ortalamanın altında vaadlerin kurbanı yapmak eski usul ve basit bir yöntem.
Ancak ne şehre ne de insanına bir faydası yok.
Seçmeni söylemleri ve hareketleriyle kırarak. Kendisinden olmayanı dışlamak değil, kazanmak.

Hele kendisini bir oy faprikası gibe gören! “Benim 4 veya 5 bin oyum var”, “ben getirdim, ben götürürüm” diyerek seçmeni yok hükümlü görenlere pirim kazandırmayalım.

Bu seçim yerel seçim. Bu seçim Genel seçim değil. Bir siyasi partiyi cezalandıralım derken, şehri cezalandırmayalım.
Belediye Başkanlığı seçimi, Siyasi partilerin ülke genelindeki göstergesini göstermez.

Gelin bu seçimi seçmenin ince eleyip sık dokuduğu bir seçim haline getirelim.
Ve sandığı gerçekten şehir adına söyleyecek sözü, yapacak işi olanların destek bulduğu bir arenaya çevirelim.
Adayımızın bize yakınlığına değil kabiliyetlerine bakalım!
Ya da ver coşkuyu, patlat sandığı usulüne devam edip, seçim bittikten sonra kafamızı kaşıyarak yanıp dönelim.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hd porno sikis izle