logo

reklam

Kötülüğü bertaraf edelim

Neresinden başlanır, nasıl yazılıır bilemedim. Hafta başında tüylerimizi diken diken eden, dehşetle iliklerimize kadar sarsan olay. 11, 12, 14 yaşlarında üç çocuğun hamile bir kediyi pitbull cinsi köpeğin önüne atıp parçalatması ve bu çocukların vicdan azabı duymaksızın, onları çeken muhabirlere soyledikleri sözler kan dondurucuydu kuşkusuz; ” Ben seni vursam bile üzülmem, kediye mi üzüleceğim” cümlesi sevgiden, merhametten , iyilikten yoksun büyüdüklerinin kanıtıydı. Devamında “Ağabeylere selam, çatışmaya devam ” demeleri mafya dizisinin basit bir repligi gibi gelsede kulağa, basite indirgenecek, üstü kapatılıp geçilecek bir cümle değildi.Bu cümle, içleri kaplayan birikmiş şiddet ve eziyet etme duygusunun dışa vurumuydu.

Biz Türk toplumu olarak nasıl bu noktaya geldik,nasıl sevgisiz, şefkatsiz çocuklar yetiştirebildik. Dizilerde sınırsız gece hayatını, mafyasını, bozuk jargonlusunu, silâhı belinden düşmeyen tiplemeleri keyifle izlemelerine nasıl müsade ettik. İçimiz nasıl elverdi bunca kötülüğün, çay içerek normalleştirilmesine.

Birilerinin durup düşünmesi ve çözüm getirmesi gerek.Bizim bunca kötülüğü, ‘ kitap okuyarak’ berteraf etmemiz gerek.

Geçen yıl yine bu zamanlar kitap okumanın ne denli önemli olduğunu, insanları iyileştirilen çoğu kez iyiliğe sevk eden bir eylem olduğunu yazmıştım.Eklemiştim; masallarla, öykülerle, şiirlerle büyüsün çocuklarımız demiştim.
Bugün yine bu çağrımı yineliyorum.
Gelin; hep birlikte okuma atölyeleri oluşturalım.
O atölyelerde çocuklarımız yaratıcı drama okumaları, masal, efsane, hikâye, şiir, deneme gibi edebiyat türleri okusunlar .Tamam kadın ve erkekler için de ayrı ayrı okuma atölyeleri olsun. Okuyalım, okuduklarımızın kritiğini yapalım .Yazmaya hevesli dostlarımıza da teşvik edeci eylemler olur bunlar.

Cumhurbaşkanımızın Millet Kıraathanesi dediği, “Çayınızı kekinizi, kitabınızı alın gidin ” dediği türden. Aslında Amasya Millet Kıraathanesi fikrini geçmişte gerçekleştiren yegane şehirlerden birisi. Şöyle anlatayım;
Geçtiğimiz hafta gazetemize gelerek bizleri onurlandıran, 2004 – 2009 yılları arasında Amasya Belediye Başkanı olan İsmet Özarslan’la bu konuyu konuştuk. Kendisi yıllar önce Sultan Beyazıt Camii
Külliyeyesinde yer alan,hâlen de ‘ sohbet evi ‘ olarak kullanılan yerin ilk fikir sahibi. Sohbet evinde semaver çayı, kitap ve gazetelerin bulunduğunu, Amasya Halkının o dönem büyük ilgi gösterdiğini söyledi. Açıkçası çok etkilendim. Çünkü Amasya’nın bugün okuma atölyelerine ihtiyacı var. Çorum şehrinde bulunan okuma atölyelerinden, neden kültür şehrinde olmasın ?

Özarslan’ı yıllarca Türk sporunun gelişmesi için elinden geleni yapmasıyla, yurdun en ücra köşesine bile spor tesisleri kurmasıyla bilirdik.
Ardından şimdi bile ” Türk Sporunu bambaşka bir yere taşıdı ” denir. Ancak ben onun bambaşka bir yönüyle, karşılaşmış oldum.
Kitap okumanın ve okutmanın alternatif bir evren değil asıl evren olarak düşünmesiyle.Şu cümlesini ölümsüzleştirmemiz gerektiğine inanıyorum ; ” Tabletle, telefonla, televizyonla bir yere varamayız, kitap okumamız , çok okumamız lâzım ”

Sevgi için, şefkat için , iyilik için farklı bakış açılarına sahip, vicdanlı çocuklar yetiştirebilmek için; kitap okuyalım, okutalım.

İyi Haftalar.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hd porno sikis izle